Vergi İade Davalarında Teminat Uygulaması

Bu ayki makalemizin konusunu vergi iadesi davalarında teminat uygulaması hakkında 2022’de meydana gelişmelere ayırdık. Zira bu konuda bu yıl içinde iki önemli gelişme meydana geldi.

İlk olarak 19.01.2022 tarihli 7351 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi ile İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesinin 4’üncü fıkrasının sonuna “Vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin olarak açılan davalarda, dava konusu tutarın %50’si oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemez.” şeklinde bir cümle eklenmiştir. Bu ilave cümle 22 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu konuya güncel sorular bölümünde bu yılın şubat ayında değinmiştik. Sorulan soruya cevap olarak kanunun yürürlüğünden sonraki iade taleplerine ilişkin açılacak davalarda, dava konusu meblağ %50 oranında teminat gösterilmediği sürece yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini belirtmiştik.

Bu değişiklikten sonra Samsun Vergi Mahkemesi eklenen cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla iptal başvurusu yapmıştır. Yerel mahkemenin itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi 01.06.2022 tarihli 2022/Esas ve 2022/70 Karar sayılı kararıyla aykırılık iddiasını haklı bulmuş ve ilave edilen cümleyi oy çokluğuyla iptal etmiştir. İptal kararı 07.07.2022 tarih ve 31889 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu cümlenin iptaline yönelik karar verirken dikkate aldığı görüşler özetle şu şekilde ortaya konulabilir. Yürütmenin durdurulması kararları yargılamanın etkinliğini arttırmaktadır. Dava hakkının bir parçasını teşkil etmektedir. Yürütmenin durdurma kararı dava konusu olan işlemi, yapıldığı andan önceki duruma gelmesini sağlamaktadır. Kişiler davanın nihai kararı verilinceye kadar idari işlemden etkilenmemektedir. Dolayısıyla kamu yararının sağlanması ve kamu düzenin temininde olumlu işlev görmektedir. Nitekim Anayasa’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125’inci maddesinin 5’inci fıkrasında yürütmenin durdurulması kararı düzenlenmiştir. Söz konusu fıkrada, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilmek suretiyle yürütmeyi durdurma kararları verilebileceği şeklinde düzenleme vardır. Aynı maddenin 6’ncı fıkrasında ise olağanüstü hâl, seferberlik ve savaş hâli ile milli güvenlik, kamu düzeni ve genel sağlık sebepleri ile sınırlandırılabileceği hükmüne yer verilmiştir. Böylelikle yürütmenin durdurulması kararlarının hangi hâllerde verileceği ve sınırlandırılabileceği ortaya konulmuştur.

Anayasa’nın yukarıda açıklanan 125’inci maddesinin 5 ve 6 numaralı fıkraları dışında yürütmenin durdurulmasına yönelik bir sınırlama getirilmesi hâlinde bunun Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılması yerindedir. Bu anlamda vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin açılacak davalarda davaya konu tutarın %50’si oranında teminat alınmadan karar verilmeyeceği şeklindeki düzenleme usule ilişkin bir sınırlama getirmiştir. Böyle bir sınırlama idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararın doğması şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılması hususunu ortadan kaldıracaktır. Diğer taraftan mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı verirken dava konusu somut olayın şartlarına göre bir takdir yetkisi tanımadığı ve istenen teminatı veremeyecek olan davacıların bu kullanamayacakları ve dolayısıyla yürütmeyi durdurma kurumundan beklenen amaç temin edilemeyecektir. Bu sebeplerle Anayasa’nın 125’inci maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

İptal kararına “karşı oy” kullanan üyelerin dile getirdikleri görüşler ise şu şekilde özetlenebilir. İadesi talep edilen vergilere ilişkin davaların konusunu, davacının iadesinin talep ettiği verginin idare tarafından verilmemesi şeklindeki olumsuz idari işlemleri oluşturmaktadır. Olumsuz idari işlemlerin çoğunluğunda davacının eskiden var olan fiili ve hukuki durumunda bir değişiklik meydana gelmemektedir. Hâliyle davacının durumunda telafisi güç ve imkânsız zararından çoğu durumda bahsedilmeyecektir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesinin 6’ncı fıkrasında yürütmeyi durdurma kararlarında teminat aranması gerektiği, ancak durumun gereklerine göre aranmayacağı belirtilmiştir. Yani yürütmeyi durdurma kararlarında teminat istenmesi esas kural, istenmemesi istisnadır. Teminat istenmeden verilen bir yürütmeyi durdurma kararı sonucu davacıya iade edilen tutarın sonradan yersiz iade olduğunun anlaşılması hâlinde devlet tarafından tahsili zor olabilecektir. Bu durumda davacıyı koruyalım derken davalı olan devlet zor duruma düşürülecektir. İadesi istenen vergilerin %50’si oranında teminat talebinin yürütmeyi durdurma talep hakkını işlemez hâle getirdiğini iddia etmek oldukça güçtür. Bilakis davacının nihai kararda haksız çıkması durumunda ödenen iadenin devlete ödenmesini kolaylaştırıcı bir yönü bulunmaktadır. Zaten bu amaçla getirilmiştir. Teminat oranının %50 belirlenmesi hem davacı vergi mükellefinin hem de davalı vergi idaresinin haklarını korumaya yöneliktir.

Nihayetinde vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin olarak açılan davalarda, dava konusu tutarın %50’si oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği şeklindeki düzenleme oy çokluğuyla iptal edilmiştir. Bu karar vergi iade davalarında yürütmeyi durdurma talep edecek mükellefleri rahatlatacak niteliktedir.

Dr. Hüseyin Işık

Uzman Hakkında

Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Işık
Vergi

1968 yılında İzmir Menemen’de doğan Hüseyin Işık, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Colorado Üniversitesi’nde ekonomi dalında yüksek lisans derecesi aldı.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı’nda “Çok Uluslu Şirketlerde Örtülü Kazanç ve Örtülü Sermaye” konulu tez ile doktor unvanını elde etti. Bu tez 2005 yılında aynı başlıkla Maliye Bakanlığı Yayınları arasındaki yerini aldı. “Uluslararası Vergilendirme” başlıklı kitabı 2014 yılında yayımlandı. Yıldız Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nde Kamu Maliyesi, Para Teorisi ve Para Politikası dersleri, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Vergi Hukuku dersleri verdi.

Meslek yaşamına Maliye Müfettiş Yardımcısı olarak 1989 yılında Maliye Teftiş Kurulu’nda başlayan Işık, Maliye Müfettişliği, Maliye Başmüfettişliği, Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ve Genel Müdür Yardımcılığı ile Türkiye OECD (Paris) Daimi Temsilciliği Maliye Müşavirliği görevlerinde bulundu. 2017 Temmuz ayından itibaren İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tam zamanlı öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı.

Uluslararası vergi hukuku, uluslararası vergi sistemindeki değişimlerin Türk vergi sistemine etkileri ve Türkiye’nin uyumu ile dijital ekonominin vergilendirilmesi alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.
Evli ve iki çocuk babası olan Işık; iyi derece İngilizce, orta derece Fransızca biliyor.

Tüm Uzmanlar
Uzmanın Diğer Makaleleri