Asgari Kurumlar Vergisi

Hazine ve Maliye Bakanı, geçen hafta içinde asgari kurumlar vergisinin Türkiye’de uygulanacağı yönünde beyanatta bulundu. Bakanın beyanatına müteakip asgari kurumlar vergisi konusu kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Asgari kurumlar vergisi her ne kadar geçen hafta iç kamuoyunda bilinir hale gelse de uluslararası alanda 2021 yılından beri maliye ve vergi konuları arasında önemli bir yer tutmaya başlamıştır.

Asgari kurumlar vergisi konusunu anlamak için G20 ve OECD’nin uluslararası alanda yürüttükleri BEPS Projesinden başlamak gerekir. İngilizce Base Erosion Profit Shifting (BEPS), Türkçe Matrah Aşındırma Kâr Kaydırma olarak bilinen proje 2013 yılında başlamıştır. Siyasi inisiyatif G20’den gelmiş, teknik çalışmasını OECD yürütmüştür. Projenin amacı çok uluslu işletmelerin dünya üzerinde en az bir yerde vergi ödemesini sağlamaktır. Zira çok uluslu işletmeler ülke vergi sistemleri arasındaki uyumsuzluklardan ve ülkeler arasındaki vergi oranlarında dibe doğru yarıştan yararlanarak çok az hatta hiç kurumlar vergi ödememe yolunu bulmuşlardır. Ödedikleri kurumlar vergisinin efektif oranı, asgari ücretli bir işçinin vergisinin altına düşmüştür. İşte bu adaletsizliği önlemek amacıyla bu proje başlatılmıştır.

Proje 15 eylem planını içeren bir paket şeklinde tanzim edilmiştir. İlk sonuçlarını, eylem planlarına ilişkin raporların 2015 yılı sonbaharında kamuoyuna açıklanması ile vermiştir. Proje halen devam etmektedir. Projenin ilk eylem planı dijital ekonominin vergilendirilmesi konusunu ele almaktadır. Bu eylem planı kapsamında dijital işyeri tanımı ve dijital hizmetlerin vergilendirilmesi üzerinde durulmuştur. OECD’nin işyeri tanımında yenilik getirmemesi ve dijital hizmetlerin vergilendirme önerilerinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından kabul edilmemesi üzerine yenilikçi adımlar atılamamıştır. Dijital ekonominin vergilendirilmesi konusunda gelişme sağlanamayınca ülkeler bireysel olarak hareket etmeye başlamışlardır.

Dijital ekonominin vergilendirmesinde ülkelerin kendi başlarının çaresine bakması dijital hizmet vergisinin kabulü ile sonuçlanmıştır. 2020’li yılların başlangıcı pek çok ülkede dijital hizmet vergilerinin doğumuna sahne olmuştur. Nitekim Türkiye’de 2019 yılı sonunda kabul edilmiş, 2020 yılında uygulamaya başlamıştır. Bu vergi GAFA Vergisi (GAFATAX) olarak bilinmektedir. Amerikan Google, Amazon, Facebook ve Apple dijital şirketlerinin büyük oranda hedef aldığı için bu şirketleri isimlerinin baş harfleriyle anılmıştır. Kendi dijital şirketleri vergi ödeme yükümlülüğü altına giren ABD, 2021 yılında dijital hizmet vergileri yerine “Dijital Ekonominin Vergilendirilmesi, İki Sütunlu Çözüm Önerisini” gündeme getirmiştir. ABD’nin önerisi Küresel %15 Asgari Kurumlar Vergisi olarak kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştır. ABD’nin bu önerisi ile BEPS eylem planı yeni yol ayrımına gelmiştir. Hem dijital hem de dijital olmayan çok yüksek cirolu çok uluslu işletmeleri kapsamına almıştır. İki sütunlu çözüm planı olarak anılır hale gelmiştir.

Planın I. sütununda, dünya genelinde satışları 20 milyar avroyu geçen ve kâr oranları %10’un üstünde olan işletmelerin %10 kâr marjının üzerinde elde ettikleri kârlarının %25’nin ülkeler arasında yeniden dağıtımı öngörülmektedir. Çok uluslu işletmelerin kârlarının kurulu bulundukları ülkelerden, faaliyet gösterdikleri ve kâr elde ettikleri ülkelere doğru yeniden dağılımı amaçlanmaktadır. Kârın yeniden dağıtımının yapıldığı ülkede fiziki olarak bulunmak koşulu aranmayacaktır. Bu plan çerçevesinde yıllık olarak 100-125 milyar dolar tutarında kârın ülkeler arasında yeniden dağıtımı yapılacağı tahmin edilmektedir. Türkiye mukimi olup 20 milyar avro veya daha fazla satışı olan çok uluslu işletme halihazırda bulunmadığı ve yakın gelecekte çok az olacağı tahmin edilmektedir. Bu sebeple I. sütun kapsamında Türkiye’den diğer ülkelere kaydırılması gereken vergi bulunmayacağı öngörülmektedir. Buna karşılık 20 milyar ve fazlası gelir elde eden yurt dışı merkezli çok uluslu işletmelerden Türkiye’ye vergi geliri aktarımı mümkün olabilecektir.

Planın II. sütunu, I. sütunun destekleyicisi mahiyetindedir. Küresel asgari %15 vergi uygulaması getirmektedir. II. sütunda kapsama 750 milyon avro ve daha fazla hasılat elde eden çok uluslu işletmeleri girecektir. Toplam 750 milyon avrodan fazla gelir elde eden çok uluslu işletmelerin konsolide kârının, küresel olarak %15’in altında bir efektif vergi oranıyla vergilendirilmesi durumunda aradaki farkın tamamlanması amaçlanmaktadır. Çok uluslu işletme grubu küresel çapta %15’den az vergi öderse, aradaki fark ilk olarak kaynak ülkede, bu mümkün değilse “grubun nihai ana şirketinin” mukim olduğu ülkede, bu da mümkün olmazsa çok uluslu işletme grubunun iştirakinin bulunduğu diğer bir ülke vergilendirilecektir. Nihayetinde küresel olarak %15 vergi yüküne ulaşılacaktır. Bu kapsamda dünya ölçeğinde yıllık 150 milyar dolar ilave kurumlar vergisi tahsil edilmesi beklenmektedir.

Türkiye’de ana merkezi bulunan 60 civarında çok uluslu işletme grubunun II. sütun kapsamına gireceği tahmin edilmektedir. Türkiye’nin II. sütun kapsamında iç hukukundaki yeni düzenlemeler yapması ihtiyacı vardır. Bunu yapmaması durumunda küresel asgari kurumlar vergisini başka ülkelere kaptıracaktır. Geç kalınması halinde, Türkiye mukimi çok uluslu işletmelerin diğer ülkelerde kurdukları holding şirketlerinin mukimi olduğu İngiltere, İsviçre, Lüksemburg ve Hollanda gibi ülkelere vergi kaydırılmış olacaktır. Bunu bertaraf etmek ve ülke vergi tabanını korumak için yıl içinde asgari kurumlar vergisinin getirilmesi, buna karşılık dijital hizmet vergisini kaldırılması beklenmektedir.

Yukarıda açıkladığımız gibi küresel düzeyde faaliyet gösteren çok uluslu işletmeler için uluslararası düzeyde kabul edilen düzenlemeler ülke iç hukuklarını etkilemektedir. Uluslararası vergi sistemindeki gelişmeler ülkemizde de hissedilecektir. Bu etki ilk başta çok uluslu işletmelerden daha fazla vergi alınması şeklinde sonuç doğuracaktır. Hemen akabinde yurt içinde faaliyet gösteren işletmelerin de benzer şekilde daha fazla vergilendirilmesi gündeme gelecektir. Böylelikle kurumlar vergisi mükellefleri daha fazla vergi ödeyeceklerdir.

Uzman Hakkında

Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Işık
Vergi

1968 yılında İzmir Menemen’de doğan Hüseyin Işık, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Colorado Üniversitesi’nde ekonomi dalında yüksek lisans derecesi aldı.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı’nda “Çok Uluslu Şirketlerde Örtülü Kazanç ve Örtülü Sermaye” konulu tez ile doktor unvanını elde etti. Bu tez 2005 yılında aynı başlıkla Maliye Bakanlığı Yayınları arasındaki yerini aldı. “Uluslararası Vergilendirme” başlıklı kitabı 2014 yılında yayımlandı. Yıldız Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nde Kamu Maliyesi, Para Teorisi ve Para Politikası dersleri, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Vergi Hukuku dersleri verdi.

Meslek yaşamına Maliye Müfettiş Yardımcısı olarak 1989 yılında Maliye Teftiş Kurulu’nda başlayan Işık, Maliye Müfettişliği, Maliye Başmüfettişliği, Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ve Genel Müdür Yardımcılığı ile Türkiye OECD (Paris) Daimi Temsilciliği Maliye Müşavirliği görevlerinde bulundu. 2017 Temmuz ayından itibaren İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tam zamanlı öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı.

Uluslararası vergi hukuku, uluslararası vergi sistemindeki değişimlerin Türk vergi sistemine etkileri ve Türkiye’nin uyumu ile dijital ekonominin vergilendirilmesi alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.
Evli ve iki çocuk babası olan Işık; iyi derece İngilizce, orta derece Fransızca biliyor.

Tüm Uzmanlar
Uzmanın Diğer Makaleleri