Z Kuşağı ve Gelecekteki Dünyamız

1997-2012 yılları arasında doğmuş olan nüfusu ifade etmek için kullanılan bir demografik sınıflandırmanın adıdır Z kuşağı. Günümüzde giderek toplum içinde katılımlarını artırarak birçok alanda meydana gelen değişikliğin baş aktörü olarak ifade edilmekteler. Özellikle bilgisayar ve internetin 1990 sonrası dönemde hızlı bir şekilde dünya çapında yaygınlaşması ile beraber, küçüklüklerinden itibaren bilgisayar ve internetle olan etkileşimleri nedeniyle onlardan “dijital yerliler” olarak da söz edilmektedir. Gerçek hayattan daha fazla dijital hayata yönlendirilmiş şekilde yetişmiş olan bir neslin doğal olarak dünyaya bakışı, düşünceleri ve konumuzun kapsamı özelinde tüketim kalıpları farklılaşacaktır.

Günümüzde dünyanın en büyük firmaları unvanlarını dijital şirketlere devretmiştir. Geçmiş dönemlerde kuşaklar tarafından önem atfedilen değerler araba sahibi olmak, geniş bir eve sahip olmak, şehrin en merkezi noktasında bir yerleşim yerine sahip olmak, belirli bir markanın sigarası veya içeceğini içmek iken günümüzde bu değerler Z kuşağına da bağlı olarak büyük bir değişime uğramaktadır. Üretim sürecinde “hangi ürün nereden, nasıl, kimler tarafından yapıldı” soruları önem kazanıyor. Tek bir video paylaşımı ile aklımızın alamayacağı büyük firmalar network etkisi ile protesto edilip geri adım atmaya zorlanabiliyor. Bu nedenle tüketici; firmaların üretecekleri ürün için işçilerine vereceği ücretten tutun, işçilere yönelik tutumlarından, menşe ülkesinin demokrasisine, çevreye verdiği zarara kadar network etkisi üzerinden hiç olmadığı kadar üretim ve tüketim kararlarını belirleyici bir güce ulaşmış durumda. Dijitalleşme olgusu ve bu olgunun içinde doğan Z kuşağı ile insanlar hiç olmadığı kadar birbirleri ile bir bağ içinde. İçtiklerinden yediklerine, ayaklarındaki ayakkabıdan ellerindeki elektronik cihazlara kadar çevresi tarafından bir onaya muhtaç durumda. Gruplar içindeki onaylar ve aforizmalar ile bireyin yaşamı ve yaşam biçimi hiç olmadığı kadar birbirine bağlı. Bu noktada değişen düşünce ve network yapısı nedeniyle üretim yapan ve hizmet veren her firma tarihin hiçbir çağında olmadığı kadar tüketici gruplarına bağlı durumda.

Geleceğin gelirini kazanacak ve harcamasını yapacak olan kuşağın talebi ve tercihleri üretim sektörlerini değişime zorlamaktadır. Günümüzün temel konularından bir tanesi iklim değişikliği ve sürdürülebilir büyüme olgularıdır. Bugünkü üretim yapısı ile çevreye verilen zarar ve kaynak kullanımının sürdürülebilir bir yapıda olmadığı düşüncesi üzerinden hareket etmektedir. Daha az karbon salınımına sahip ürünler üretilmesi talep edilmekte, karbon ayak izi olarak adlandırılan ürünün üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonu üzerinden ürünlerin değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Buharlı makinelere geçişimiz ve yoğun bir şekilde karbon salınımı, yüksek enerji kaynakları ile kitlesel üretime geçen dünya ekonomisini temel bir değişikliğe itmeye yöneltmektedir. Bu amacı siyasi-sosyal-ekonomik bir politika aracı kullanan ülkeler bir taraftan tabandan gelen talepleri gerçekleştirmekte diğer taraftan da kendi politikalarını bu şekilde kullanarak göreceli rekabet avantajını değiştirmektedir. Ticaret, üretim ve talebin yapısını değiştiren bu düşünce yapısı dünya genelinde enerji ve üretim yapısı üzerinden ülkeler arası ticaret akımlarını etkilemektedir.

İktisadi düşünce içinde bugüne kadar görmezden gelinen dışsallık olgusu ile refahı hesaplamaya iten bu düşünceye göre dünyanın çevre kirliliği nedeniyle her yıl 6 trilyon dolar bir refah kaybı olduğu hesaplandı. Diğer yandan sıfır karbon emisyonu için gereken yıllık yatırım ise Enerji Geçişleri Komisyonu raporuna göre her yıl 1 ile 2 trilyon arasında. Yeşil ekonomi olarak adlandırılan pazarın büyüklüğü 1,2 trilyon dolara erişmiş durumda. İnsanlar doğaya zarar vermeyen ürünler için ceplerinden ayrıca para çıkarıp verebiliyorlar. Sadece çevresel duyarlılıkla sınırlı değil bu değişim, geleneksel ticarette yerini e-ticarete bırakıyor. Global e-ticaret hacminin 5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. 2021 yılında bunun 780 milyar doları e-ihracat. İş yapma modelleri ve alışkanlıkları geleneksel yapıdan dijital alana kayıyor ve Z kuşağı dediğimiz “dijital yerliler” olarak adlandırılan kuşak ile bu giderek artmaya devam edecek.

Dijital eğlence pazarı 2020 yılı itibarı ile 183 milyar dolar büyüklüğünde bir pazara erişmiş durumda. Yazılım sektörünün 2021 yılında 968 milyar dolara erişmesi beklenirken kripto para pazarı 3 trilyon doları aştı. Ürünlerin üretiminden (3D yazıcılardan light-out fabrikalara), emeğin kiralamasından (gig work), sözleşme türlerine (blockchain akıllı sözleşmeler), finansman-yatırım-ödeme sistemlerine (kitle fonlaması-kripto ödeme yöntemlerine), iş yapış modellerinden (B2B, B2C) lojistik ve depolama süreçlerine ve süreçlerin yönetimi için gereken yazılım alanına kadar çok büyük dönüşüm mevcut.

Kısaca geleceğe dönük değişmeyen herhangi bir olgu mevcut değil, en önemlisi de tüketici tercihleri ve tüketicinin üretici üzerindeki gücü çok önemli derecede değişime uğramaya devam edecek. Yeni dönemde bu değişime ayak uyduran işletmelerimiz bu süreçten pozitif ayrışarak çıkma başarısını gösterebilecektir.

Dr. Selim Süleyman

Uzman Hakkında

Dr. Selim Süleyman
Girişimcilik

Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden 2005 yılında mezun oldu. 2006 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Bölümü’nde yüksek lisansa başlayan Süleyman, 2007 yılında mezun oldu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim dalında başladığı doktora eğitimini, “Merkez Bankası Para Politikalarının Kredi Kanalıyla İmalat Sanayi Sektöründe Faaliyet Gösteren KOBİ’lerin Bilançosuna Etkisi” konulu tez çalışması ile 2013 yılında tamamladı. Hâlihazırda çeşitli üniversitelerde iktisat, işletme ve yöneticilik konularında Yüksek Lisans dersleri veriyor.

2006 yılında İstanbul Ticaret Odası KOBİ Araştırma ve Geliştirme Şubesinde iş hayatına başlayan Süleyman, 2009 Aralık ayından 2013 Temmuz ayına kadar çalıştığı kurumda KOBİ Araştırma Servisi şefi olarak çalışmalarını sürdürdü. Bu süre zarfında 340 bin üyesi olan ve bu üyelerin % 99’unun KOBİ niteliğinde olan firmalarla ilgili eğitimlerde, projelerde bilgilendirme seminerleri ve araştırmalarda bulundu.

Tüm Uzmanlar
Uzmanın Diğer Makaleleri