Şirketler Hangi Tür Risklere Maruz Kalabilir

Risk, beklenen sonuç ile gerçekleşen sonuç arasındaki sapmadır. Risk belirsizliğe maruz kalmaktadır. Ancak ikisi arasındaki en önemli fark, riskin belirsizliğin bir sonucu olmasıdır. Bir olayın gerçekleşme olasılığı ve olaydan etkilenme kombinasyonu olarak tanımlanmaktadır.

Finansal Risk Yönetimi

Risklerin olumsuz etkilerinden zarar görmemek için olasılıklar göz önüne alınarak, önlemler almaya yönelik, çalışma ve planlama faaliyetleridir.

Risklerin Sınıflandırılması

Risk kontrol altına alabilme veya sınırlayabilme olasılığının olup olmamasına göre, sistematik risk ve sistematik olmayan risk olarak iki ana gruba ayrılmaktadır.

Sistematik risk, ekonomik, politik ve sosyal yaşamın değişkenliğinden kaynaklanmakta, tüm finansal (para ve sermaye) piyasaları ve piyasalarda işlem gören menkul değerlerin (finansal varlıkların) tümünü etkilemektedir. Sistematik riski, şirket yöneticilerinin kontrol olanakları yoktur.

Sistematik Risk Kaynakları

Sistematik risk kaynakları; faiz oranı riski, kur riski, satın alma gücü riski (enflasyon riski), piyasa riski, politik risk olarak sıralanır.

Faiz oranı riski, piyasada genel faiz haddinin yükselme olasılığı olarak ifade edilir. Piyasada faiz oranlarındaki değişmeler, menkul değerlerin (finansal varlıkların) fiyatlarını etkiler. Tüm menkul değerlerin fiyatları, faiz haddi değişmelerinden aynı derecede etkilenmemekle beraber, etkilenme aynı yönde olmaktadır. Tahvil ve pay senetlerinin fiyatları diğer koşullar aynı kalmak üzere, genel faiz oranındaki değişimlerden ters yönde etkilenmektedir. Faiz oranlarında artış, birikim sahiplerinin yatırımlardan bekledikleri verim oranının yükselmesine yol açarak, pay senedinin fiyatının düşmesine yol açan etmen olmaktadır.

Kur riski, kurun değerinde yaşanan değişiklikler sonucu varlıklar ve/veya yükümlülüklerde meydana gelebilecek değişimlerdir.

Satın alma gücü riski (enflasyon riski), fiyat genel düzeyinin yükselmesi sonucu paranın satın alma gücünün azalması olarak ifade edilmektedir. Satın alma gücü riski, enflasyon oranında ortaya çıkan yükselişin, paranın satın alma gücündeki azalış nedeniyle, finansal varlıkların fiyatlarını etkilemesidir. Yatırımdan sağlanacak iki tür getiri söz konusudur; nominal getiri, paranın satın alma gücündeki düşmeleri hesaba katmadan elde edilen getiridir. Reel getiri, paranın satın alma gücündeki düşmeler dikkate alınarak elde edilen getiridir. Satın alma gücü riskinin kaynağını oluşturan enflasyon, beklenen getiri düzeyini etkilemesi nedeniyle finansal varlık yatırımlarının gerçek kârlılık düzeyinin hesaplanmasında dikkate alınması gereken bir faktördür.

Piyasa riski, finansal varlıkların değerinde meydana gelen değişmeden kaynaklanan zarar riskidir. Piyasa riski, şirketin faaliyetlerinden ve denetiminden tamamen bağımsız olarak, geçerli bir ekonomik nedene dayanmayan veya daha çok belirsizliği artırıcı etkilerin sonucu ortaya çıkmaktadır. Beklenmeyen bir savaşın başlaması ya da bitmesi, seçim yılı olması, politik faaliyetlerin artması, piyasadaki spekülatif hareketlerin artması gibi gelişmeler, piyasayı etkileyen psikolojik faktörlerdir. En çok hisse senedi fiyatları üzerinde etkili olmaktadır.

Politik risk, koşullardaki değişmeler nedeniyle finansal varlık fiyatlarında ve getirilerinde ortaya çıkan değişiklikleri tanımlamaktadır. Dünyada meydana gelen siyasi ve ekonomik krizler, savaşlar, işgaller, bölgesel ve politik sürtüşmeler gibi faktörler oldukça etkilidir. Politik riskin bir başka boyutu da uluslar arası ticaret hacmine etki yapan kotalar, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve yabancı sermaye yatırımlarıdır.

Sistematik Olmayan Risk Kaynakları

Firmanın ve/veya firmanın faaliyette bulunduğu endüstriye ait özelliklerin doğurduğu risktir. Yönetim hataları, teknolojik gelişmeler, yeni buluşlar, tüketici tercihlerinde değişmeler gibi etmenler, pay senetlerinin veriminde, sistematik olmayan oynamalara yol açabilir. Firma yönetiminin sistematik olmayan risk kaynakları üzerinde, bazı hâllerde sınırlı olmakla beraber, doğrudan kontrol olanakları vardır. Sistematik olmayan risk, yatırımcı açısından, portföyün, yatırımların çeşitlendirilmesi ile giderilebilecek risk olarak da nitelendirilebilir.

Sistematik olmayan risk kaynakları; finansal risk, yönetim riski, faaliyet riski, endüstri riski olarak başlıklandırılabilir:

Finansal Risk: İşletmenin finansal yükümlülüklerini yerine getirememesi ya da iflas etmesi hâlinde yatırımcının yatırdığı parayı kaybetme olasılığıdır. Bir işletmenin finansal riski; ödünç alma, satışlarda dalgalanma, ham madde fiyatlarında değişiklik, grev olasılığı, üretim modasının geçmesi, rekabetin artması, likidite yetersizliğine bağlı faktörlerden dolayı artmaktadır. Bir firmanın finansal riski değerlendirilirken, yabancı kaynaklar /öz sermaye, yabancı kaynaklar /varlıklar toplamı, maddi duran varlıklar/maddi öz sermaye, faiz karşılama oranı, borç servisi oranı gibi oranlardan yararlanılabilir.

Yönetim Riski: Firmaların başarıları büyük ölçüde yönetici kadrolarının yeteneklerine bağlıdır. Yönetim hataları, pay senetlerinin değerini belirleyen değişkenleri büyük ölçüde etkiler. Yönetim hataları sonucu firmanın satışları, kârı azalabileceği gibi riski de artabilir. Bu gelişmeler pay senetleri fiyatlarında düşüşe yol açar. Bir pay senedinin taşıdığı yönetim riskinin derecesini belirleyebilmek için ilgili ortaklığın yönetimini değerlendirmek gerekir.

Faaliyet Riski: İşletmenin faaliyetleri içinde sabit giderlerinin yüksek olmasıdır. Satışlardaki dalgalanmalar karşısında işletmenin kârında dalgalanmalar büyük olmaktadır. Gelirlerinin büyük bölümünü sadece tek bir ürün veya hizmetten sağlayan işletmelerde risk daha yüksektir.

Endüstri Riski: Birkaç sektördeki işletmelerin olumsuz etkileneceği ekonomik, yasal, sosyal ve davranışsal birtakım değişmeler, bu işletmelerin satışlarını ve kârlarını dolayısıyla finansal varlıklarının piyasa değerini düşürücü rol oynayabilir. Endüstri riskini doğuran veya artıran etmenlere örnek olarak tüketici tercih ve beğenilerindeki değişmeler, şiddetlenen dış rekabet, iş koluna yaygın grevler, ham madde sağlanmasındaki güçlükler, teknolojik gelişmeler gösterilebilir.
 

Doç. Dr. Kadir Tuna

Uzman Hakkında

Doç. Dr. Kadir Tuna
Finansal Yönetim

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İktisat Bölümü’nden 1999 yılında mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorayı aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladı.
İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi ve Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü’dür.

Başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere çeşitli üniversitelerde bankacılık ve finans konularında lisans ve yüksek lisans düzeylerinde dersler vermektedir. 2003 yılında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Tasarısı TBMM Bütçe Plan Komisyon üyesi, 2005 yılında DPT 9. Kalkınma Planı Finansal Hizmetler Özel İhtisas Komisyon üyesi, 2008 yılında T.C Ulaştırma Bakanlığı İntermodal Finansman Özel İhtisas Komisyonu üyesi ve 2012 yılında T.C Kalkınma Bakanlığı 10. Kalkınma Planı Finansal Hizmetler Özel İhtisas Komisyon üyesi olarak görev yaptı. Tuna, aynı zamanda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Çatı Dergisi Danışma Kurulu üyesi, Halkbank Beraber dergisi ve Takvim Gazetesi köşe yazarıdır. Televizyonlarda ekonomi alanında yorumculuk yapan Tuna’nın uzmanlık alanı ekonomi, bankacılık ve finanstır

Tüm Uzmanlar
Uzmanın Diğer Makaleleri