İş Kazası ve Cezai Sorumluluk

İş kazası; işçinin işini yaparken, işine giderken veya işiyle ilgili herhangi bir faaliyeti sırasında kaza geçirmesi olarak tanımlanabilir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ile Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre; sigortalı işçinin işveren adına çalıştığı iş nedeniyle iş yerinde bulunduğu ya da iş yeri dışında iş için başka bir yere gönderildiği veya iş yerince sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaylar iş kazası olarak adlandırılmıştır.

Bilindiği üzere Anayasa’nın 17. maddesinde “yaşama hakkı” güvence altına alınmıştır. Bu yasal güvence doğrultusunda ve kamu düzeni düşüncesi ile işçilerin korunması, işin düzenlenmesi ve iş güvenliği amacıyla iş ve sosyal güvenlik mevzuatına birtakım hükümler getirilmiştir.

Bir işçinin iş kazası geçirerek vefat etmesi veya yaralanması hâlinde işveren ve diğer ilgililerin hukuki sorumluluğunun yanı sıra cezai sorumluluğu da bulunmaktadır. İş kazası nedeniyle cezai sorumluğun doğması için Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde öngörülen şartların gerçekleşmiş olması, iş kazasının nedenlerinin ve kazada etkisi bulunan kişilerin belirlenmesi gerekmektedir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca işveren, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemlerin alınmasından asli olarak sorumlu olmaktadır. İşverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle bir iş kazasının gerçekleşmesi ve sonucunda işçinin ölümüne veya yaralanmasına sebep olunması hâlinde işverenin cezai sorumluluğu olacaktır. Şayet işveren bir tüzel kişi ise meydana gelen iş kazalarındaki cezai sorumluluk tüzel kişinin yönetim organındaki gerçek kişilere, yani tüzel kişi adına hareket eden ve iş güvenliği konusunda yetkilendirilmiş bulunan kişilere yüklenmektedir.

Türkiye’deki uygulamada çoğunlukla işverenler işin yönetiminin tamamını veya bir kısmını vekillerine bıraktığından, işveren adına hareket eden işveren vekillerinin de iş kazası nedeniyle cezai sorumluluğu gündeme gelmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay kararlarında, işveren tarafından görevlendirilmiş, gerekli ehliyet ve bilgiye sahip bir işveren vekilinin iş kazası nedeniyle cezai sorumluluğu olduğu kabul edilmektedir. İşveren ve işveren vekili dışında iş kazası nedeniyle cezai sorumluluğu söz konusu olabilecek diğer ilgililer ise; iş sağlığı ve güvenliği konularında işverene rehberlik ve danışmanlık yapmakla görevli olan iş güvenliği uzmanı ile iş yeri hekimidir. Bu kişilerin işyerindeki görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi, kusurlu davranışlarının bulunması hâlinde meydana gelen iş kazasında cezai sorumluluğu bulunmaktadır.  Özetleyecek olursak; işveren veya diğer ilgililerin iş sağlığı ve güvenliği alanında ihmali hareketlerinin bulunması ve yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle meydana gelen ve işçinin ölümü veya yaralanması ile sonuçlanan bir iş kazası nedeniyle işverenin cezai sorumluluğu söz konusu olacaktır.

İşverenlerin iş kazasından doğan cezai sorumlulukları kusur sorumluluğu ilkesine dayanmaktadır. İşverenin cezai sorumluluğundan bahsedilebilmesi için olayın iş kazası niteliğinde olması, failin işveren olması, işverenin yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi ve hareket ile zararlı netice arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.

İşveren ve diğer ilgililer, işçiyi gözetme borcu kapsamında gerekli özeni göstermemiş, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemiş, işyerinde alınması gerekli iş güvenliği önlemlerini almamış ve bir iş kazası nedeniyle gerçekleşebilecek ölüm veya yaralanma neticesini de öngörmemiş ise bu kişilerin taksire bağlı sorumlulukları gündeme gelebilir. Fakat ilgililerin iş kazası sonucunda ölüm veya yaralanma olabileceğini öngörmesine rağmen, bu ihtimalin gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmeleri hâlinde artık bilinçli taksir sorumluluğu söz konusu olacaktır.

İş kazasının meydana gelmesi durumunda işveren ve ilgililerin en kısa sürede yetkili kolluk kuvvetlerine haber vermesi ve ardından kanunda belirtilen süre içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunması gereklidir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca işveren; bütün iş kazalarının kaydını tutup, bu kazalar ile ilgili rapor düzenlemek ve kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı ya da e-bildirim yolu ile bildirmekle yükümlüdür. İşverenin veya diğer sorumluların bu yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde 6331 sayılı Kanunu’nun 26. maddesinde aynı kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her bir yükümlülük için ayrı ayrı 2.000 (iki bin) Türk Lirası idari para cezası uygulanması öngörülmüştür.  Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise söz konusu idari para cezaları, iş yerinde çalışan sigortalı sayısı ve iş yerinin az tehlikeli, tehlikeli, çok tehlikeli sınıfta yer alması durumuna göre farklılaştırılmıştır.

İşveren ve ilgililer verilen idari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurarak idari para cezasına itiraz edilebilir. Yapılacak itirazlar işlemin yürütmesinin durdurulmasına neden olacaktır. Bu itirazlar Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 113. maddesinde belirtilen hükümlere göre ilgili itiraz komisyonunda incelenerek, en geç otuz gün içinde sonuçlandırılacaktır. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde idarî para cezası kesinleşecektir.

Av. Belgin Aksoy

Uzman Hakkında

Av. Belgin Aksoy
İş Hukuku ve Borçlar Hukuku

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1992 yılında mezun oldu. 1994-2002 yılları arasında İzmir Barosu’na kayıtlı olarak serbest avukatlık yaptı. 2005 yılında Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nde Hazine avukatı olarak çalışmaya başladı. 2007 yılında müşavir Hazine avukatı olan Belgin Aksoy, Ankara Barosu’na kayıtlıdır. Mesleki çalışmalarında icra iflas hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku, idare hukuku ve iş hukuku alanlarında uzmanlaştı. Hukuki konularda düzenlenmiş ulusal ve uluslararası çok sayıda toplantıya Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı temsilen katıldı, OECD bünyesinde yürütülen yolsuzlukla mücadele faaliyetlerinde, hukuk alanında yürütülen Avrupa Birliği’ne uyum süreci çalışmalarında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurularının dostane çözüm süreçlerinde, ulusal mevzuat hazırlama ve hukuki mütalaa komisyonlarında görev aldı. Maliye Yüksek Eğitim Merkezi’nde ve hizmet içi kurslarda hukuk dersleri vermiş olan Aksoy, iyi derecede İngilizce ve orta seviyede Almanca bilmektedir.

Tüm Uzmanlar
Uzmanın Diğer Makaleleri