Şirketlerde Döviz Kuru Riskinden Bilanço İçi Korunma Teknikleri

Şirket içi yöntemlerle riskten korunma, şirketin içindeki dinamiklerinin kullanılması ve şirket içi mali yapının ayarlanması ile gerçekleştirilir. Şirket içi tekniklerden en çok kullanılanları; hızlandırma ve geciktirme, karşılaştırma, çok yönlü yayılma, para piyasası yolu ile riskten korunma, ulusal ya da karma para cinsinden faturalama ve döviz sepetleri yöntemleridir.

Hızlandırma ve geciktirme

Gelecekte değer kaybetmesi beklenen döviz cinsinden bir borcun vadesinin geciktirilmesi veya gelecekte değer kaybetmesi beklenen döviz cinsinden bir alacağın öne alınmasıdır. Dolayısıyla eğer yerli para, şirketin borcu olduğu para cinsine göre değer kazanıyor ise şirket yerli para cinsinden nakit çıkışını en aza indirmek için borcunun vadesini mümkün olduğunca uzun tutmaya çalışacaktır. Diğer taraftan eğer yerli para, şirketin alacağı olduğu para cinsine göre değer kazanıyorsa şirket nakit girişini maksimize etmek için alacaklarının vadesini mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacaktır.

Bu stratejilerde yapılan, beklentilere dayanılarak nakit akışlarının zamanlamalarını değiştirmek ve değer kaybetmesi beklenen döviz cinsinden belirlenmiş alacakların tahsilini hızlandırarak borçlarının geciktirilmesi temeline dayanır. Diğer yandan, firmalar değer kazanması beklenen döviz cinsinden olan borçların geri ödemesini hızlandırarak daha fazla kur kaybına karşı kendilerini koruyabilirler. Örneğin, bir firmanın Euro cinsinden borcu var ise ve ABD Doları’nın Euro karşısında değer kazanması bekleniyorsa bu durumda firma hızlandırma stratejisini uygulayıp borcu hemen ödemek suretiyle kendini vade sonunda daha fazla Euro ödeme riskine karşı korumuş olacaktır.

Karşılaştırma

Büyüklüğü ne olursa olsun bir şirketin karşı karşıya olduğu kur riskine karşı kullandığı en önemli ve en yaygın yöntemlerden biri karşılaştırma tekniği olup, bu yöntemde şirket aynı para cinsinden borçları ile alacaklarını miktar ve vade bakımından dengelemeye çalışır. Bilançoda doğan kısa ya da uzun vadeli dengesizlikler yine bilanço içi işlemlerle dengelenir. Bu tür dengeleme tekniği, özellikle şirketlerden yabancı para cinsinden düzenli nakit girişi veya çıkışı olacağı zamanlarda yoğun olarak kullanılır. Ayrıca vadeli bir işleme ilişkin pozisyonun kapatılmasında ya da sürenin uzatılmasında karşılaştırma tekniği iyi bir alternatiftir. Örneğin € cinsinden vadeli girdi satın alan şirketin yine ürünü satarken € karşılığında aynı vadede satması, söz konusu işlemlerden doğacak olan kur riskini ortadan kaldırır.

Çok yönlü yayılma

Birden fazla şirketin oluşturduğu şirket gruplarının veya çokuluslu şirketlerin farklı para birimleri ile grup içerisinde yapılan işlemler sonucu ortaya çıkan kur risklerinin azaltılmasında kullanılan yöntemdir. Grup içi şirketlerin birbirleri ile olan aynı para cinsinden alacak ve borç ilişkileri karşılıklı olarak netleştirilir. Bu şekilde, herhangi bir döviz alım veya satım işlemi yapılmaz. Burada sadece netleştirmeden sonra kalan kısımlar için fiziki döviz işlemleri yapılır. Bu yöntem, grup içi şirketlerin birbirleri ile işlem yaptığı para cinsleri ile sınırlıdır. Dolayısıyla, çokuluslu şirketler için uygulanabilecek en iyi yöntem olarak gösterilebilir.

Para piyasası yolu ile riskten korunma

Para piyasaları yoluyla korunma, değer kazanması beklenen bir dövizin spot piyasadan satın alınarak kısa vadeli bir döviz tevdiat hesabına, ödeme vadesi kadar bir süre için plase edilmesi ilkesine dayalı bir korunma yöntemidir. Bu yöntemin etkili olabilmesi için yerel para cinsinde finansman maliyetinin ilgili vade için dövizin değer kazanma oranından daha düşük olması gerekir. Örneğin, bir yıllık bileşik repo veya vadeli mevduat faizi %75, döviz kurunun beklenen değişim oranı %65’in altında ise yerel paranın mevduat faizi veya repo alımlarında değerlendirilip dövizin vade sonunda spot piyasan satın alınması daha karlı bir yöntem olacaktır. Burada kurlarla ilgili beklenti, stratejinin seçimi konusunda belirleyici olmaktadır. Ancak korunma ile sağlanan faydanın parasal eşdeğerinin hesaba katılması gereklidir. Bir kez bu işlem yapıldıktan sonra artık döviz kuru o işlem için korunma yapanı fazla ilgilendirmeyecek ve sürekli kurları ve faizleri takip etmek zorunda kalmayacaktır.

Ulusal ya da karma para cinsinden faturalama

Şirketlerin kur riski ile karşı karşıya kalmamaları için kullanabilecekleri bir diğer yöntem de yapmış oldukları işlemler sonucunda faturalamayı ulusal para cinsinden yapmalarıdır. Kendi para cinsinden faturalama yapan şirketlerin kur riskine maruz kalmayacağı kesindir. Ancak kendi para cinsinden faturalamanın mümkün olabilmesi için şirketin pazarlık gücünün yüksek ve yerli paranın da uluslararası piyasalarda kabul edilebilir olması gerekir. Öte yandan, yerli para cinsinden faturalama aslında toplamda kur riskini kaldırmamakta, sadece bu riski karşı tarafa aktarmaktadır. Şirket faturalamayı kendi para cinsi üzerinden yapmış olsa bile kurdaki değişmeler, dolaylı olarak şirketin rekabetçi şartlarını kaybetmesine veya satış hacminin düşmesine sebep olabilir. Faturalama tek para üzerinden yapıldığında kur riski ortadan kalkmayıp karşı tarafa aktarıldığından, karşı tarafın da bu tür sözleşmeye sıcak bakmayacağı kesindir. Bu nedenle, her iki tarafı da kısmen koruyan karma faturalama yöntemi kullanılabilir. Bu yöntemde, faturalama her iki paranın belirli ağırlıklarından oluşan para sepeti gibi bir değer üzerinden yapılır.

Döviz sepetleri

Bu yöntemde şirket varlıklarını ve kaynaklarını belirli bir döviz sepeti cinsinden belirlemektedir. Döviz sepetlerinin mantığı portföy teorisinden ileri gelmektedir. Tek bir para birimi yerine birkaç para biriminin ağırlıklandırılması ile oluşturulan para portföyünde, para birimlerinin birbirleri karşısındaki değişimleri göreceli olarak daha az olacağından ve portföylerde yer alan paraların aynı zamanda birbirlerine göre ters yönlü değişim göstermesi nedeniyle kur dalgalanmaları sonucu uğranılacak zararın büyüklüğü azaltılabilmektedir. Aynı şekilde şirketler vadeli işlemlerini yine para sepeti üzerinden gerçekleştirdiklerinde, ileride kur dalgalanmaları sonucunda uğrayacakları zarar daha düşük olacaktır.
 
Kadir TUNA

Uzman Hakkında

Doç. Dr. Kadir Tuna
Finansal Yönetim

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İktisat Bölümü’nden 1999 yılında mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorayı aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladı.
İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi ve Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü’dür.

Başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere çeşitli üniversitelerde bankacılık ve finans konularında lisans ve yüksek lisans düzeylerinde dersler vermektedir. 2003 yılında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Tasarısı TBMM Bütçe Plan Komisyon üyesi, 2005 yılında DPT 9. Kalkınma Planı Finansal Hizmetler Özel İhtisas Komisyon üyesi, 2008 yılında T.C Ulaştırma Bakanlığı İntermodal Finansman Özel İhtisas Komisyonu üyesi ve 2012 yılında T.C Kalkınma Bakanlığı 10. Kalkınma Planı Finansal Hizmetler Özel İhtisas Komisyon üyesi olarak görev yaptı. Tuna, aynı zamanda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Çatı Dergisi Danışma Kurulu üyesi, Halkbank Beraber dergisi ve Takvim Gazetesi köşe yazarıdır. Televizyonlarda ekonomi alanında yorumculuk yapan Tuna’nın uzmanlık alanı ekonomi, bankacılık ve finanstır

Tüm Uzmanlar
Uzmanın Diğer Makaleleri