Temiz teknolojiler enerji krizinin aşılmasında kritik önem taşıyor

TEPAV Enerji ve Sürdürülebilirlik Danışmanı Leyla Karakaya, "Temiz kaynakları yeni ve yeşil teknolojilerle desteklemek bizim için uzun vadeli bir vizyon olmalı." dedi.

Yeni tip koronavirüs salgınından toparlanan ekonomilerde talebin arzdan fazla artmasıyla baş gösteren dengesizlik ilk olarak Asya'da görülse de Avrupa, gaz tedarikindeki aksamalar nedeniyle enerji krizinin merkezi haline geldi.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Ember'in Avrupa Elektrik Görünümü raporuna göre, geçen yıl Avrupa piyasasında doğal gaz fiyatı yüzde 585 artış gösterdi. Doğal gazdan elektrik üretilmesi nedeniyle fiyatlardaki artış elektrik fiyatlarına da yansıdı.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yenilebilir enerji doğal gazın yerini aldı ve ilk kez yenilenebilir kaynaklardan üretim doğal gazın üzerinde gerçekleşti. Geçen yıl, AB elektriğinin yüzde 37'si yenilenebilir, yüzde 26'sı nükleer ve yüzde 37'si fosil yakıtlardan üretildi.

Gaz krizi elektrik üretiminde kömürden çıkışı yavaşlatırken, AB elektrik sektörü kaynaklı emisyonlar küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlamak için gereken oranın yarısından daha az düşüş gösterdi.

Türkiye'de ise İran'dan gaz akışının teknik bir arıza gerekçesiyle durmasının ardından arz-talep dengesizliğini yönetebilmek amacıyla sanayi aboneleri ve doğal gaz santrallerine kısıntı programı uygulanırken, gaz arzındaki düşüş elektrik üretimine de yansıdı.

Yeşil enerji ve teknolojilere öncelik

Uzmanlara göre, ülkelerin enerji bağımsızlığını ve arz güvenliğini sağlamaları için yeşil enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılması, temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması kritik önem taşıyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Enerji ve Sürdürülebilirlik Danışmanı Leyla Karakaya, AA muhabirine, küresel enerji krizinden çıkarılması gereken en büyük derslerden birinin yeşil dönüşümün iyi ve akılcı bir planlamayla yapılması gerektiği olduğunu söyledi.

Avrupa'daki enerji krizinde arz-talep dengesizliğinin önemli rol oynadığını belirten Karakaya, "Reel durumun açıklayamadığı bir fiyat yükselişi var. Bunu kısmen beklentilerin etkisine bağlıyorum. Burada jeopolitik kaygıların oynadığı rol kadar, AB Yeşil Mutabakat sürecinde fosil yakıtların hızlıca terk edilmesi gerektiği ısrarının da payı oldu. Nükleerden de uzaklaşıldığı bir dönemde, ekonomik aktörler enerji arzında neye bel bağlayabileceklerini kestiremez hale geldi. Fiyat krizinin önemli bir kısmını kaygılar oluşturuyor. Dolayısıyla akılcı, gerçekçi ve tedrici bir dönüşüme ihtiyaç var. Adım adım bir plan ve strateji oluşturmalı." değerlendirmesinde bulundu.

Karakaya, ülkelerin enerji altyapısını mümkün olduğunca kendine yetecek şekilde oluşturması gerektiğine dikkati çekerek, şebeke yönetimi, depolama ve enterkonnekte sistemler oluşturmanın önemli olduğunu vurguladı.

Yeni ve yeşil enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılmasına öncelik verilmesinin enerji krizinden alınacak bir diğer ders olduğunu aktaran Karakaya, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin yenilenebilir enerjide yarışa önde başladığını söyleyebiliriz ama yenilenebilir enerjinin tek başına çare olması henüz mümkün değil. Bu nedenle doğal gazın en azından geçiş sürecinde resimden çıkması zor görünüyor ancak yeni ve yeşil teknolojilerin geliştirilmesine öncelik verilmeli. Bunun için de teknoloji, yenilikçilik, sanayi, eğitim ve enerji politikalarının uyumlaştırılması gerekiyor. Ar-Ge'ye yapılacak yatırımın veya verilecek teşviklerin yanında, büyük kirleticilerin kendi dönüşümlerini gerçekleştirmeleri için finansman sağlanması da önemli olacak. Yerli teknolojilerin geliştirilmesini çok önemsiyorum ve Türkiye'nin bunu yapacak kapasitesi olduğuna da inanıyorum. Burada devletin vizyon çizmesine, yönlendirmesine ve desteklemesine ihtiyaç olacak. Temiz kaynakları yeni ve yeşil teknolojilerle desteklemek ve bu şekilde kendine yeterli bir enerji altyapısı oluşturmak bizim için uzun vadeli bir vizyon olmalı. Bütün politika alanlarında da adımlarımızı bu yönde eşgüdümlü olarak atmalıyız."

Rüzgar ve güneş, fosil yakıtlardan daha ucuz

Ember Elektrik ve İklim Veri Analisti Ufuk Alparslan ise Türkiye'nin son 10 yılda elektrik tüketimindeki 100 teravatsaatlik artışın 60 teravatsaatinin yenilenebilir kaynaklar, kalanının ise fosil yakıtlarla karşılandığı bilgisini verdi.

Türkiye'de rüzgar ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarıyla elektrik üretmenin ithal kömür ya da doğal gaz santralleri ile elektrik üretmekten daha ekonomik hale geldiğine işaret eden Alparslan, şunları kaydetti:

"Fosil yakıtların ilk yatırım maliyeti ya da çevreyi kirletmelerinin ve insan sağlığına etkilerinin yarattığı dışsal maliyetleri bile hesaba katmadan daha ucuz olan bir teknolojiden bahsediyoruz artık. Rüzgar ve güneşi savunmak için çevreci olmaya bile gerek yok, rasyonel olmak yeterli. Sadece son iki ayda rüzgar santralleri 1,5 milyar dolarlık fazladan doğal gaz ithalatına engel oldu. Dolayısıyla doğal gaz kapasitesini arttırarak ona daha bağımlı olmak yerine, yenilenebilir enerji kapasitesini arttırarak bağımsızlaşmak önceliğimiz olmalı. Öte yandan son iki haftadır doğal gaz santrallerinin eksikliğini barajlı hidroelektrik santralleri telafi etmeye çalışıyor. Bu santrallerin günlük üretimleri iki katına çıktı. Bu bahar da kurak geçerse yazın elektrik talebinin daha da artmasıyla beraber başka bir enerji krizi yaşamamız muhtemel. Bu açıdan bakınca yenilenebilir enerji kapasitesini arttırmanın yanında çeşitlendirmeliyiz de."

Alparslan, Türkiye'nin güneş, rüzgar ve hidroelektrik olmak üzere üç temiz enerji kaynağı açısından da potansiyelinin yüksek olduğunu ifade etti.

Jeotermal enerjinin ise elektrik üretiminin yanı sıra ısınma için de kullanılabildiğini dile getiren Alparslan, "Türkiye, bu açıdan Avrupa ülkelerinin hepsinden daha şanslı ve bu dört farklı kaynağı bir arada etkin bir şekilde kullanarak enerji bağımsızlığını Avrupa ülkelerinden bile daha kolay bir şekilde sağlayabilir. Enerji bağımsızlığınızı sağladığınızda jeopolitik riskleri de bertaraf etmiş oluyorsunuz." diye konuştu.

Alparslan, yatırımları sekteye uğratacak engellerin dikkate alınması ve temiz enerji dönüşümünde kullanılmak üzere uluslararası fonların ülkeye çekilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.