Kalkınmanın yolu KOBİ'lerin güçlenmesinden geçiyor

Türkiye Kalite Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, "KOBİ'lerimizi güçlendirip, kalkındıramazsak Türkiye'yi kalkındıramayız. KOBİ'lerimize bakış açımız çok önemli." dedi.

Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Bayraktar, KOBİ'lerin güçlendirilip, kalkındırılamaması durumunda Türkiye'nin de kalkındırılamayacağını belirterek, "KOBİ'lerimize bakış açımız çok önemi. Bunlar genelde aile şirketi ve kurumsallaşmaya ihtiyacı var. Farkındalığı artırmak çok önemli." dedi.

Bayraktar, KalDer'in faaliyetleri, yeni dönem planları ve KOBİ'lere yönelik çalışmalarını anlattı.

Türkiye'nin kalkınmasında anahtar olarak KOBİ'leri işaret eden Bayraktar, KOBİ'lerle ilgili çalışmalar yaparak eksiklerini tespit ettiklerini ve buna yönelik eğitimlerle kurumsallaşmanın ve kalite modellerinin firmalara uygulanabildiğini söyledi.

Farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

"KOBİ'lerimizi güçlendirip, kalkındıramazsak Türkiye'yi kalkındıramayız, bundan eminiz. KOBİ'lerimize bakış açımız çok önemi. Bunlar genelde aile şirketi ve kurumsallaşmaya ihtiyacı var. Artık ikinci nesiller, üçüncü kuşaklara gelindi. Onları donanımlı bir yerlere taşımak istiyorlar ama müşterileri ve yapıları yetmiyor. Farkındalığı artırmak çok önemli. Türkiye'nin kalkınmasının anahtarı KOBİ'lerin güçlenmesi. Bize gelen KOBİ'lerimize şunu yapıyoruz önce bulundukları durumu değerlendirip eksiklerini ölçüyoruz. Sonra ihtiyacına göre üretimde kayıp giderme, maliyet düşürme, kalite artırma, verimlilik gibi temel konularda destek verip gerekli kalite modelini onlara sağlıyoruz."

Bayraktar, KalDer olarak KOBİ'lere faydalı olan gerekli başlıklarda kalite ölçümlerini yaptıklarını belirterek, "KOBİ'leri kapsayan detaylı bir çalışmanın paydaşı olduk. KOBİ'lerin işe başladıkları ve bitirdikleri pozisyon ölçülüyor. Bunun mali kaynağı da BM'den geliyor. Burada KOBİ'lerin yüzde 70'inin gelişme gösterdiğini gördük. Kurumsallaşma, işletme anayasası, profesyonel uzman kullanma gibi temel başlıklarda çok iyi gelişme kat edilebildiğini gördük. Bunu bir rapor olarak da hazırladık." diye konuştu.

"KOBİ'lerimizi eğitimlerimize davet ediyoruz"

Yapay zeka ve verinin doğru kullanılmasının önemine değinen Bayraktar, "Bu çözümlerin iyi anlatılması gerekiyor. İşte bu yüzden KOBİ'lerimizi merkeze aldık. KOBİ'lerimizin desteğe ihtiyacı var. En büyük desteği KOSGEB ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi kurumlar veriyor ama bunlar yeterli olamıyor. Bu konu çok emek istiyor. Biz gidip onlara direk EFQM modelini anlatsak KOBİ'lerin başka öncelikleri var. Biz gönüllülük esasıyla bu modelleri anlatmaya çalışıyoruz. Buradan sesleniyorum ve diyorum ki büyük firmalar KOBİ'leri bize getirsin, yapmaları gerekenleri onlara anlatalım." ifadelerini kullandı.

Yılmaz Bayraktar, uzman kişiler tarafından ücretsiz eğitim verdiklerini ve bu eğitimleri YouTube kanalında yayınladıklarını kaydetti. Tüm KOBİ'leri bu eğitimlere katılmaya davet ettiklerini belirten Bayraktar, "Bakanlığa bağlı Verimlilik Genel Müdürlüğü ile görüştük, KOSGEB'le ve holdinglerle de görüşeceğiz. Denizli'de çok verimli bir etkinlik gerçekleştirdik salon KOBİ'lerle doluydu ve hiç bıkmadan sonuna kadar dinlediler. Öncelikle farkındalığı yaratmak çok önemli, sonrasında ihracatta ne değer yaratırız, kurumsallaşmada nasıl ilerlenebilir bunları anlatıyoruz." dedi.

Bayraktar, birçok konu başlığının kamuoyunda sıkça tekrarlanmasına rağmen iyi bilinmediğine dikkati çekerek, "Farkındalık kolay oluşmuyor. Artık sürdürülebilirliğin en çok konuşulan konusu yeşil ekonomi ya da karbon ayak izini inanın bana İttihat ve Terakki ne kadar iyi biliniyorsa çoğu insan o kadar biliyor. Yani adını biliyor ama kendisini bilmiyor. Ölçümledim ben bunu. Toplumun, hatta CEO'ların bilinçlenmeye ihtiyacı var." şeklinde konuştu.

"Bugünün metotlarıyla geleceği yönetemiyoruz"

KalDer'in 31. yılına girdiğini ve kuruluş felsefesinde Batı'ya açılma, liberal ekonomiye geçiş, ülke kurumlarının rekabet içerisinde istenilen bir takım kalite belgelerinden başlayarak diğer tüm konulardaki eksikliğini gidermek bulunduğunu kaydeden Bayraktar, Avrupa Kalite Yönetim Vakfı'nın ülke temsilcisi lisansıyla hizmet verdiklerini anlattı.

Bayraktar, kalite modelinde şu ana kadar dört tane aşama yaşandığını belirterek, şunları söyledi:

"Öncelikle 90'lı yıllardaki mükemmellik modeli. Yani hepimizin aşina olduğu biraz daha halkın anladığı şekliyle kalite. Mükemmellik anlayışına paralel şekilde kurumlar kendilerine çeki düzen verdiler. 2000'li yıllara gelindiğinde biraz değişti. Bu sefer dokuz kutulu bir model oldu. Bu dokuz kutunun 5 tanesi girdilerle, dört tanesi çıktılarla ilgiliydi. Bunlar liderlik, çalışan yönetimi, stratejik planlama, ortaklıklar ve kaynaklar diye sıralanabilir. 2010'a geldiğimizde bu modelin biraz güncellemeye ihtiyaç duyulduğu hissedildi. Çünkü nüfusta yaşlanmalar başladı. 2017'ye gelindiğinde ise değişim değil artık dönüşüme ihtiyaç oldu. Bugünün metotlarıyla geleceği yönetemiyoruz. Yapay zeka çok hızlı gelişiyor. Ya da çığır açan düşünceler bir kurumu yok ediyor, diğer kurumu yükseklere çıkarıyor. Buna yönelik yeni model kurgulandı. Salgın döneminde biz bunu yüz yüze çok geliştiremedik fakat gerekli eğitimleri yaptık."

KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, söz konusu eğitimleri verecek rehberlere, lisanslı eğitimlerini verebildiklerini anımsatarak, "Sürdürülebilirliği bu sene daha çok odağımıza aldık. Amacımız toplumun ve kurumlarımızın rekabet gücünü, yurt dışı piyasalara karşı güçlendirmek ve refah sağlamak. Sürdürülebilirliği bugün kime sorsanız, iklim değişikliği olarak algılıyor. Yani iklim değişikliği BM'nin kalkınma hedeflerinden on yedi başlıktan bir tanesi. Bugün kaç kişi karbon ayak izi deyince ne olduğunu biliyor. Kaç tane yönetici bunun farkında? Ne yapıldığını herkesin iyi anlaması gerekiyor. Biz elimizden geldiğince anlatmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Girişimlerin kalıcı olması gerektiğine değinen Bayraktar, "Sorumlu bir kurum olarak doğruları yöneticilerimize, holdinglerimize, KOBİ'lerimize, çalışanlarımıza, akademisyenlerimize anlatmaya çalışıyoruz. Kurumlar ayaklarının üzerinde durmayı öğrendi. Artık bizim ihtiyacımız az dedi. Ama biz güncelleme değil de değişimle beraber onların tekrar aynaya bakmalarını istiyoruz. Girişimlerin kolay yok olmasını istemiyoruz. Bir sene evvel varsın, bir sene sonra yoksun girişimciliğin kalıcı olması gerekli." diye konuştu.