Uzmanlarımız sorularınızı yanıtlıyor.
Bu bölümde Bankamız ürün ve hizmetleri konusunda öğrenmek istediğiniz konular uzmanlarımız tarafından cevaplandırılmaktadır.Soru sormak istediğiniz katagoriyi aşağıdaki listeden seçebilirsiniz.

06,04,2015 TARİHLİ VE E 33390 SAYILI GELİR İDARESİ BAŞKANLIGININ ÖZELGESİNİN SON PARAGRAFINDA YAZILI OLAN ’’ İHRACATCININ GÖSTERDİĞİ YURT DIŞINDAKİ HESAPLARA ’’ KAPSAMI İRAN DIŞINDAKİ BANKALARI İŞARET ETMEKTEYSE, TÜRKİYE’ DE BANKA HESABI OLAN İHRACATCININ VEYA TRANSFER YAPILACAK FİRMA VEYA ŞAHSIN UNVANI VE BANKA HESAP NUMARASI PROFORMA FATURADA AYRINTILI OLARAK GÖSTERİLMESİ VEDE BU HESABA, TL VEYA DÖVİZ CİNSİNDEN EFT VEYA HAVELE YAPILIRSA ÖZELGE KAPSAMINA GİRERMİ?

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 06.04.2015 tarihli 33390 sayılı özelgesinin bahsolunan son paragrafında; uluslararası müeyyideler nedeniyle bankacılık sisteminin çalışmadığı İran'dan yapılan ithalatlara ilişkin ithalat bedelinin banka üzerinden para transferi yoluyla ödenmesi fiilen ve hukuken mümkün olmadığından, satıcı firmaların “satış faturaları” üzerinde transferin yapılacağı firmanın unvanı ve banka hesap bilgilerini ayrıntılı olarak göstermeleri ve ithalat bedelinin faturada yer alan ihracatçının gösterdiği “yurt dışındaki hesaplara” gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğinin fatura ve ödemeye ilişkin belgeleri ibraz etmek suretiyle ilgili gümrük idaresine tevsik edilmesi kaydıyla söz konusu transferin peşin ödeme kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu ifade edilmiştir.

Bu kapsamda iki adet kritik unsur bulunuyor. Bunlardan ilki özelgede yer alan “satış faturaları” ifadesidir. Sorunuzda yer alan proforma fatura bir teklif faturasıdır ve hiçbir mali yükümlülüğe neden olmaz. Bedelsiz ithalat ve benzeri uygulamalar dışında ithalatta kullanım yeri ve geçerliliği de bulunmaz. Dolayısıyla özelgede yer alan “satış faturaları” ifadesinin kapsamına proforma faturanın girmediği değerlendirilmektedir. Diğer unsur ise “yurt dışındaki hesaplara” ifadesidir. Burada işaret edilen bankalar İran dışındaki bankalar değil Türkiye dışındaki bankalardır. Dolayısıyla banka hesaplarının Türkiye dışında olması gerekir.

Saygılarımızla,

Firmamız ihracat yapıyor mal bedeli 23.000 usd ve navlun bedeli 1.500 usd de karşı firma karşılayacak Bu durumda ihracat faturasına hem mal bedeli hemde navlun bedelini beraber yazıp kesebilir miyiz? Eğer bu şekilde kesebilirsek faturanın kayıt tarihi ve kuru malın yurtdışı tarihi mi olur ve buna navlun bedeli de dahil olur mu? Yani aynı faturada navlun bedeli için hangi kur ve tarih mal bedeli için hangi kur ve tarih kullanılmalıdır? teşekkürler

Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen vesika olarak tanımlanmıştır. Navlun bedeli, ihracat faturasında mal bedeli içinde veya bedelden ayrı olarak ya da başka bir faturada gösterilebilir. Yabancı para birimi kullanarak düzenlenen faturalarda yer verilen unsurlara ilişkin döviz cinsinden tutarın Türk Lirası karşılığının belirlenmesinde faturanın düzenlendiği tarihte Resmi Gazete’de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun dikkate alınması gerekir.

 
Saygılarımızla,

Devlet kurumlarına dilekçe verdiğimiz durumlarda bazen cevap verilmiyor veya çok geç geri dönüş yapılabiliniyor biz artık dilekçelerimizin altına "dilekçe sonucundan 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında ivedilikle tarafımıza yazılı bilgi verilmesini arz ederiz." diye bir not yazmamızın bir sakıncası veya yararı var mıdır? Bu notun geçerliliği olur mu? teşekkürler kolay gelsin

Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesi ile Türk vatandaşları ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılara kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetlerine dair idari makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılı başvuru hakkı tanınmıştır. Kamu kurum ve kuruluşları 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmakla yükümlüdürler. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un 6. maddesinde yer alan düzenlemeye göre idari makamlara sunulan dilekçelerin işleme alınabilmesi için belirli bir konuya ilişkin olması, yargı mercilerinin görev alanına girmiyor olması ve başvuranın kimlik ve adres bilgilerini içermesi gerekir. Aksi hâlde bu dilekçeler idari makamlarca incelenmez. Yine aynı kanunun  “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7. maddesine göre,  şahıslarca idareye yapılan bu başvuruların sonucu veya başvuruya konu işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilmesi gerekir.

Söz konusu düzenlemelere göre, kamu kurum ve kuruluşlarına sunulan dilekçelere en geç otuz gün içinde yazılı cevap verilmesi yasal bir zorunluluk olmakla birlikte; başvuruların en geç 30 günlük süre içinde cevaplandırılması, aksi hâlde yasal hakların kullanılacağına ilişkin beyanların dilekçelere yazılmasında hukuken bir engel bulunmamaktadır. 
 
Saygılarımızla,

Günaydın Tamer bey Bir firma ile çalışıyoruz ancak ödemelerimiz çek ile ödüyoruz Firmanın vergi dairesinden e tebligat yoluyla bize firmanın vergi borcuna karşılık ödeme yapmamız talep ediliyor (Haciz Bildirisi) Bizim firmaya herhangi borcumuz bulunmamaktadır Vergi dairesine dilekçe yazıp sadece "firmaya herhangi borcumuz bulunmamaktadır" diye belirtmemiz yeterli olur mu? Yoksa dilekçe ekine cari hesap dökümü koymamıza gerek varmı? Ayrıca dilekçeyi interaktif vergi dairesinden göndermemizin bir sakıncası olur mu? Not: Son verdiğimiz 24.000 tl lik çekimiz in vadesine 3 ay var vergi dairesi çeki ödeme bize öde deme hakkı varmıdır? Teşekkürler Kolay gelsin

 Vergi dairesine borçlu olanların üçüncü şahıslardaki menkul malları ile alacak ve hakları, 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca haciz bildirisi haczedilebilir.

Vergi dairesi tarafından kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıslar, tebliğ tarihinden sonra amme borçlusuna olan borçlarını yalnızca vergi dairesine ödeyebilirler. Aksi hâlde amme borçlusuna yapılan ödemeler geçerli olmaz ve sorumlu oldukları tutarlar üçüncü kişilerden 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilir. 
Haciz bildirisini alan üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde vergi dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Yazıda konuya ilişkin bilgi verilmesi yeterli olacaktır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi hâlinde, borç zimmetinde sayılır ve hakkında  6183 sayılı Kanun  hükümleri uygulanır.
Üçüncü şahısların kendilerine tebliğ edilen haciz bildirilerine karşılık alacaklı vergi dairesine verecekleri cevapları yazılı olarak elden teslim etmeleri ya da taahhütlü posta yoluyla göndermeleri gerekir.
Herhangi bir sorumluluk doğmaması bakımından, vadeli çek vermek suretiyle yapılan ödemelere ilişkin olarak vergi dairesine yazılı bilgi verilmesi uygun olacaktır. Vadeli çek uygulaması, ticari açıdan çekin istenildiği zaman başkalarına ciro edilmesi, takas edilmesi ve mal ve emtia alımında kullanılmasına engel oluşturmadığından, çek verildiğinde borcun ödenmiş sayılması gerektiği değerlendirilmekle birlikte konu yoruma açıktır. Nihai değerlendirme vergi dairesi tarafından yapılacak olup konu hakkında uzman bir hukukçudan destek alınması faydalı olabilir.
 
Saygılarımızla,

Yurtdışından 300.000 usd döviz yurtiçine getirecek yolcu beraberinde Yapılan ihracatın bedeli olarak - Yurtdışından yolcu beraberinde nakit döviz getirmede sınır var mıdır? - Bu dövizler için yolcunun yapması gereken işlem varmıdır? - Hangi durumlarda nakit döviz girişinde sınırlama vardır? - İhracat bedeli olarak nakit döviz girişinde prosedür nedir? - İleride Türkiye den yurtdışına döviz götürmek istesek bunda bir sınırlama varmıdır? Konu hakkında yardımlarınızı rica ederim Kolay Gelsin

 Yurt dışından temin edilen krediler ve kişisel sermaye niteliğindeki kıymetler hariç olmak üzere, mal ve hizmet ihracat bedeli, transit ticarete ilişkin kazançlar, yabancı sermaye bedeli veya bankacılık sistemi vasıtası ile getirilenler hariç olmak üzere diğer kaynaklardan temin edilen nakdin gümrük giriş noktalarından yurda getirilmesi serbesttir, miktar sınırlaması yoktur. Getirilen nakdin kaynağının, kredi veya kişisel sermaye olmadığının beyan edilmesi durumunda girişine izin verilir. Nakdin kaynağının, yurt dışından alınan bir kredi veya kişisel sermaye hareketi olduğunun beyan edilmesi hâlinde, bu durum Nakit Beyan Formu ile kayıt altına alınır, ancak nakdin girişine izin verilmez.

Dolayısıyla, ihracat bedelinin yolcu beraberinde efektif (nakit) olarak Türk parası veya döviz cinsinde Yurda getirilmesi mümkündür. Bu durumda, söz konusu nakit para girişinin gümrük idarelerine beyan edilmesi zorunludur. Gümrük idarelerine beyan, yurda giriş işlemi sırasında gümrük personeli tarafından beyana istinaden elektronik ortamda doldurulan “Nakit Beyan Formu” ile yapılır. Nakit Beyan Formu üç nüsha olarak yazdırılarak imzalanır, bir nüshası yolcuya verilir. Nakit Beyan Formu konusu nakdin, ihracat bedeli olarak girişinin yapılabilmesi için; formun “Geliş Sebebi” bölümünde nakdin kaynağının “ihracat” olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 9’uncu maddesi ile; ithalat ve transit ticaret işlemlerine ilişkin yurt dışına döviz ve Türk Lirası transferinin bankalarca yapılacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, yurt dışına nakit para çıkışının gümrük kapılarında kontrolü ile görevli Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü’nün 2016/1 sayılı genelgesi uyarınca da; yolcuların üzerlerinde, bagajlarında veya taşıtlarında ithalat ve transit ticaret işlemlerine ilişkin transfer bedelleri ile uluslararası nakliyat, bankacılık, sigortacılık, dışarıya yaptırılan hizmetler ve diğer görünmeyen işlemlerle ilgili transfer bedelleri gümrük çıkış noktalarından çıkarılamamakta olup bu kapsamdaki nakit ancak bankacılık sistemi vasıtasıyla yurt dışına çıkarılabilir. Bu kapsama girmeyen nakit paranın yurt dışına çıkarılması için Türk parası ve Türk parası ile ödemeyi sağlayan belgelerde 25.000 Türk Lirası, dövizde ise 10.000 Euro ve eşiti efektif üzeri miktarın Nakit Beyan Formu ile gümrük idaresine beyan edilmesi zorunludur.

Saygılarımızla,

Gerçek usulde vergilendirilen bir mükellefin basit usule geçmesi mümkün mü?
 

Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden belirlenen şartları sağlayanlar basit usule geçebilir. Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin basit usule geçebilmeleri için gerekli şartlar şunlardır:

• Gelir Vergisi Kanunu’nun 47. maddesinde yazılı şartlar topluca taşınmalıdır.
• Arka arkaya iki hesap döneminin iş hacmi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 48. maddesinde yazılı hadlerden düşük olmalıdır.
• Gerçek usulden basit usule geçmek için yazılı talepte bulunulmalıdır.
 
Gerekli şartları taşıyan mükellefler, bu şartların gerçekleşmesini takip eden takvim yılından başlayarak basit usule geçebilirler. İşin eş ve/veya çocuklara devri hâlinde iş hacminin hesabında devirden önceki süreler de dikkate alınır. Ancak sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri tespit edilen mükellefler hiçbir suretle basit usule dönemezler.

Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin basit usule geçmeleri için alış, satış ve/veya hasılat tutarlarının her birinin arka arkaya iki yıl süreyle Gelir Vergisi Kanunu’nun 48. maddesinde yazılı hadlerden düşük olması gerekir.
 

Tamer AKSOY

Ekmeğin bütün içeriğinin hazırlanıp yüzde 80 oranında pişirildikten sonra -30 derecede şoklanıp depolanmasının sağlanacağı ve depolanan ürünlerin soğuk zincirle muhafaza edilerek satış bayilerine ulaştırılacağı bir yatırım yapmak istiyorum. Bu işin avantaj ve dezavantajları hakkında değerlendirmeniz ne olur?
 

Avantajlar;
  • Satış bayileri müşterilerine standart ürün sunar.
  • İşçi maliyetleri azalır.
  • Üretim-tüketim planlaması daha isabetli olur, istediğin zaman istediğin kadar ürün pişirme imkânına sahip olursun.
  • Ürün israfı daha az olur.

Dezavantajları;

 
  • Soğuk zincir gerektirdiği için işletmenin enerji maliyetleri artar.
  • Soğuk hava depolarına ihtiyaç olacağından işletmeye ek bir maliyet getiriyor.
  • Donuk ürünlerde maliyetler yüksek olduğu için işletmenin kâr beklentisi azalır.
  • Geleneksel damak tadı donuk ürünlerde alınamıyor.
  • Sıcaklığını kaybettiği zaman cazibesini kısmen yitiriyor.
  • Stok maliyetlerini artırıyor.

Bu konsept; daha çok oteller, restoranlar ve ekmek satış miktarları az olan fırınlar için cazip olabilir.
 

Dr. Selim Süleyman

Siyah bakliyat üretmek istiyorum. Müşteri potansiyeli hakkında bilgi alabilir miyim?
 

Siyah bakliyat üretimleri, Marmara Bölgesi’nde deneme amaçlı olarak kısmen yapılıyor. Pirinçten sonra siyah fasulye, nohut ve mercimek de market raflarında yer almaya başladı. Siyah renkli ürünlere özellikle tatil yörelerindeki otellerden ciddi talep geliyor. Gurme mutfaklarda tüketiciler tarafından da tercih ediliyor. Metropol şehirlerdeki lüks restoran ve otellerde bu ürünlerden oluşan çok zengin ve farklı menüler yapılarak tüketicilere sunuluyor. Bazı tüketiciler de söz konusu ürünler hakkında bilgi sahibi olduktan sonra satın alarak tüketiyor. Bu kapsamda siyah bakliyatın ticarileştirilmesinin yeni bir trend olduğunu ifade edebiliriz.
 

Dr. Selim Süleyman

Fatura beyanı, menşe şahadetnamesi yerine geçer mi?
 

Fatura beyanı, eşyanın “tercihli” menşeini gösteren bir menşe ispat belgesidir. Bu bağlamda, genelleştirilmiş tercihler sistemi ya da belirlenen menşe kümülasyon sistemleri kapsamında ihracatçı tarafından fatura, teslimat notu veya herhangi bir ticari belge üzerinde belirtilen, ilgili ürünlerin teşhislerini mümkün kılarak yeterli ayrıntıda tanımlayan, düzenlemeler ile belirlenmiş metnin usulüne uygun olarak yapılan beyanını ifade etmektedir. Görüleceği üzere bu düzenlemelerin tamamı eşyanın tercihli menşeine ilişkindir.
 
Menşe şahadetnamesi ise eşyanın “tercihli olmayan” menşeini gösteren menşe ispat belgesidir. Bu belge, tercihli tarife uygulamaları ve eşya ticaretine ilişkin tarife önlemleri dışında Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulan önlemlerin uygulanması kapsamında kullanılmaktadır.
 
Dolayısıyla, eşyanın tercihli menşeini gösteren fatura beyanı ile tercihli olmayan menşeini göstermek için kullanılan menşe şahadetnamesinin kullanım amaçlarını birbirine karıştırmamak ve bu belgeleri birbirlerinin yerine (istisnai durumlar hariç) kullanmamak gerekir.
 

Levent ÖZKARDEŞ

ÖTV’ye tabi mal ithalatında KDV hesaplanırken hangi değer üzerinden hesaplama yapılıyor?
 

İthalatta KDV vergisi matrahı hesaplaması için öncelikle Gümrük Vergisi matrahına gitmek gerekir. Gümrük Vergisi’nin matrahını eşyanın gümrük kıymeti oluşturmaktadır. İthalatta ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) matrahını ise KDV matrahı oluşturur. Bu kapsamda matrahı bulmak için öncelikle eşyanın gümrük kıymetine ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar eklenir; bunlara da gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ilave edilir. Elde edilen tutar eşyanın KDV matrahını verir. Ancak eşya ÖTV’ye tabi ise KDV matrahı belirlenerek bu miktar üzerinden ÖTV hesaplanır. Hesaplanan ÖTV tutarı belirlenmiş bulunan KDV matrahına eklenerek nihai olarak KDV matrahı bulunmuş olur. KDV bu miktar üzerinden hesaplanacaktır.
 
 
Levent ÖZKARDEŞ