Ulusal Franchise Derneği (UFRAD) verilerine göre, Türkiye’de 2 bine yakın zincir mağaza ve bunlara ait 50 bin civarında şube franchising sistemini kullanıyor. UFRAD verilerine göre, franchise veren marka sayısı ise bin 471.
 
İşte girişim uzmanları ve sektör temsilcilerine göre riski düşük, getirisi yüksek yatırım alanları…
 
Haber: Ersan Çıplak
 
Türkiye franchise pazarı adeta altın yılını yaşıyor. Franchise veren şirketler adeta yatırımcıların hücumuna uğradı. Kendi işini kurmak isteyenlerin dışında inşaatçı, tekstilci, kuyumcu ve sanayiciler franchise veren markalara yatırım yaptı. Franchising sisteminin gelişiminden yola çıkarak 2015’te büyüme potansiyeli yüksek ve girişimcilere cazip bir iş imkanı yaratacak alanları araştırdık. İşte ayrıntılar…
İlk Franchise Şube 1985’te Açıldı
Türkiye’de her yıl sonbaharda düzenlenen franchise fuarını organize eden Medyafors Fuarcılık Genel Müdürü Aycan Helvacıoğlu, “Gelişmiş ülkelerde franchising sağlam bir iş sahibi olmanın sihirli formülü olarak görülüyor. Bu gerçek ülkemizde de hak ettiği noktaya ulaştı. Artık Türkiye’de franchising sistemi lokomotif sektörlerden biri haline geldi” diyor.
 
Franchising sektörü Türkiye’de 1985’te McDonald’s, Turyap ve Sağra Special girişimleriyle başladı. İlk yıllarda yabancılar çoğunluktaydı. Zamanla yerli girişimciler işi öğrendiler. 1980’lerde ilk önce yabancılar geldi. 1990’larda lahmacundan pideye, giyimden mobilyaya her alanda yerli zincirler ortaya çıktı. Bu dönemde tüketiminde artmaya başlamıştı. Esas büyük sıçrama 2000’lerde başladı. Bu dönemde enflasyon tek haneye inince yatırım patlaması yaşandı. AVM’ler açıldıkça zincirler büyüdü. Tüketici markalara yöneldi. İşte bu dönemde girişimciler franchise almak için sıraya girdiler. Türk dizileri ve AVM’leri markalarımızı bölge ülkelerine tanıttı. Dünya pazarı Türk zincirlerini keşfetti. Franchise koçu, UFRAD Genel Sekreteri aynı zamanda danışmanlık şirketi Franchise&More’un kurucusu Osman Bilge, “Başarılı olanların farkı üründe değil, en önemli şey işletme tekniklerinde. Yeni dönemde tüketici markalara giderek daha fazla yöneliyor. Bu da zincirleri büyütecek. Ürünü iyi olan değil, franchise tekniklerini iyi kullanan pazara hakim olacak. On yıl sonra pazarda sadece zincirler kalacak” diyor. 
 
Franchise, aslında markaya yapılan yatırım demek. Gelişme ve büyüme döneminde franchise verirken kazandığınızdan fazlasını sisteminizi geliştirmek için harcamalısınız. Altyapısı olmadan franchise verip para alan şirketlerin balon gibi büyüyünce patladıkları çok sık görülen bir durum.
 
“Franchise işindeki başlıca sorunlardan biri de moda işlerin peşine düşmektir” diyen Bilge, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yurtdışına her giden yeni bir şey görüp alıp getiriyor. Üstelik bunu sırf yeni diye yapıyor. Başka bir kültürde çok tutuyor diye burada da tutmasını bekliyor. İyice incelemeden, seçilme ve tüketilme nedenlerini anlamadan kuranların işi şansa kalıyor. Çoğunlukla da ‘moda’ gibi bir dönem ilgi uyandırıyor. Sonra da kaybolup gidiyorlar.” Bilge, franchise alacak girişimcileri çok dikkatli araştırma yapmaları konusunda uyarıyor.
Yemek Sektörü Lider
Gastronominin Türkiye’de altın çağını yaşadığını belirten Türkiye Lezzet Hareketi Genel Başkanı M. Vazfi Pakman, “Özellikle kentlerde gastronomi ve bağlantılı sektörlerin yarattığı ekonomik güç 2015’te daha da ön plana çıkacak. Et, tavuk, balık gibi ana hayvansal ürünlerin tüketiminde inovatif dekorasyon ve sunumlar ortaya çıkıyor. Farklı ve yeni lezzetlerde, farklı ve yeni tip restorancılık ve fast-food markaları oluşuyor. 2015’te bu özelliklere dikkat eden markalar yeni trendler yaratacaklar” diyor. Artık insanlar steak house’lara, balık restoranlarına ya da kafelere sadece yemek yemeye gitmiyorlar. İnsanlar şimdi oralarda görünmeye, sosyal statüsünü yükseltmeye ve yeni çevreler edinmek için bu tarz mekanlara gidiyorlar.
 
Baydöner CEO’su Bülent Polat, “Türkiye zincir restoran pazarı 2015’te büyümeye devam edecek. Özellikle yeme içme sektörü yerli ve yabancı yatırımcılardan ilgi görmeye devam edecek. Çok sayıda yabancı restoran markası Türkiye’ye girmek için fırsat yakalamaya çalışıyor. Aynı şekilde bizim gibi birçok marka da yurtdışına açılmayı planlıyor” diyor.
 
2015'in yeme içme sektöründe rekabetin çok yoğun olacağı bir yıl olacağına dikkat çeken Köfteci Ramiz Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Taşkınlar, “Ancak büyüme planlarımıza devam edeceğiz. Önümüzdeki yıl özellikle yurtdışında şubeleşme konusunda ciddi adımlar atmaya hazırlanıyoruz” diyor.
 
Little Caesars Türkiye Genel Müdürü Banu Arıduru ise “Little Caesars Türkiye olarak 2014 yılını tarihimizdeki en hızlı şubeleşme artışı ile kapatıyoruz. Bir önceki seneye oranla yüzde 32 oranında büyüdük. 2015’te de hem genel ekonomik konjonktürde hem de tüketici davranışlarında paralel bir tablo bekliyoruz” diyor.
Kafeler Kabuk Değiştirdi
Kafe pazarında konsept yarışı var. Farklı konseptleriyle rakiplerinin arasından sıyrılmaya çalışan markalar, franchising sistemiyle tüm Türkiye’de şubeleşiyor. Çok değil 5-10 yıl öncesine kadar Türkiye’de rahat, konforlu ve belli bir standart kaliteyi yakalamış kafelerin sayısı son derece sınırlıydı. Şimdi sadece Büyükşehirlerde değil Anadolu’nun il ve ilçelerinde de şık, konforlu ve zengin ürün çeşitleriyle müşterilerinin beğenisi kazanmış çok sayıda kafe görmeniz mümkün. “Şimdi dönem kafelerin dönemi” diyen girişim uzmanları kafelerin artık birer sosyalleşme mekanı haline dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Elektronikte Fırsat Var
Girişim uzmanları, tüketici elektroniği yüksek potansiyel sahip bir pazar olarak gösteriliyor. Görüntü sistemleri, telekom ve bilgi teknolojileri gibi üç ana kategorideki beklenti ise daha yüksek. Bu alanlardaki büyüme tahmini yüzde 17 seviyelerinin görüleceği yönünde. Türkiye’deki tüketicilerin yeni teknolojilere olan ilgisini göz önüne alırsak pazarın cazibesinin giderek arttığını görmek zor değil. Pazardaki şirketler adeta satış rekorları kırıyor. Örneğin, Samsung Türkiye, ciro açısından firmanın faaliyet gösterdiği 80 ülke arasında 12’nci sıraya yükseldi. Turkcell’in mağazalarına yılda yaklaşık 250 milyon ziyaretçi geliyor. Teknosa bu yıl mağazacılık konusunda 60 milyon TL’lik yatırım yapma kararı aldı.
Gayrimenkul Pazarı
Türkiye’nin hemen her bölgesindeki yeni projeler talebe yetişemiyor. Emlak fiyatları azalacağına artıyor.
 
İşte gayrimenkul pazarındaki bu muazzam büyüme markalı emlakçıları harekete geçirdi. Yoğun konut arzına rağmen talep azalmıyor, aksine artıyor. Gayrimenkul pazarındaki bu muazzam büyüme emlakçıların yüzünü güldürüyor.
Geleneksel Lezzetler
Bu alanda artık ulusal pazara hitap eden markalarımız var. Örneğin ünlü börekçiler Türkiye genelinde franchising sistemiyle yeni şubeler açıyorlar. Bunlar arasında isim hakkı bedeli almayan markalar da var. Börek, unlu mamuller, kahvaltı, rahat ve çekici bir ambiyans… Başarının sırrı, bunlar arasında kurulacak ince dengede. Ürün ve hizmet kapsamını genişleterek klasik mahalle börekçisi geleneğini yıktılar. Franchise ya da bayilik sistemlerini kurup zincir marka haline geldiler. Aralarında şube sayısı 100’ü geçenler var. Hepsi de tek bir merkezde hijyenik koşullarda üretim yapıyor. Bu sayede standart kaliteyi yakalayıp müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutuyorlar.
Oto Bakım Zincirleri
Türkiye’de büyüme potansiyeli yüksek pazarlardan biri de oto bakım ve koruma sistemleri. Bunda son yıllarda cazip krediler ve uygun ödeme koşulları sayesinde otomobil satışlarındaki artışın etkili olduğunu sanırız belirtmeye gerek yok. Bir otomobilin ortalama 15 günde bir yıkandığını, tam teşekküllü bir yıkama işleminin de ortalama 10 dolar civarında olduğunu düşündüğümüzde ortaya milyar dolarlık rakamlara ulaşan bir pazar çıkıyor. Oto bakım ve koruma hizmeti sunan firmalar, artan talep üzerine yeni şubeler açmaya başladı. Şimdiye kadar büyük şehirlerle sınırlı kalan bayilik çalışmaları artık Anadolu il ve ilçelerine yayılıyor.
Restoran Pazarı
Türkiye’de restoran pazarının yıllık cirosunun 7 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Oysa bu rakam sadece New York’ta 21 milyar dolar. Evet, henüz yolun başındayız. Ancak bu alanda muazzam bir büyüme potansiyeli var.
 
Zira dışarıda yeme içme alışkanlığı her geçen gün güçleniyor. Dışarıda yemek artık lüks değil bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor ve bir sosyalleşme aracı olarak görülüyor. İstanbul’da haftada üç gün dışarıda yemek yiyen nüfus, diğer şehirlere göre bir hayli yüksek. Örneğin, yakın zamana kadar en geleneksel yemek çeşitlerimizden birisi olan dönerin fast-food sektöründe layıkıyla değerlendirildiğini söylemek mümkün değildi. Oysa şimdi öyle değil. Hijyen koşullarına uygun bir şekilde döner hazırlayan ve bunları konforlu, şık restoranlarda sunan markalarımız var.
Stantlara Dikkat
Küçük yatırımcılar açısından AVM’ler fırsatlarla dolu. Son dönemde özellikle stant ya da kiosk yatırımları oldukça popüler hale geldi. Çünkü yatırım maliyetleri, kira ve personel giderleri mağazalara göre çok daha küçük. Ayrıca iyi bir lokasyonda açılan stantlar oldukça yüksek cirolar elde ediyor. Evet, yakın zamana kadar AVM’lerin gözden ırak köşelerinde kendilerine yer bulabilen stantlar şimdi altın dönemini yaşıyorlar. AVM’lerde stant açıp istikrarlı bir şekilde büyüyen markaların sayısı giderek artıyor. Bunlar arasında franchising ya da bayilik sistemiyle Türkiye geneline yayılmayı başaran firmalar da var. Cadde konseptiyle başlayıp daha sonra AVM’lere özel stant geliştirip markasını bu şekilde büyüten şirketlere rastlamak da mümkün. Tek stantla yola çıkıp şimdi Türkiye genelinde şubeleri olan markaların sayısı giderek artıyor. Artık birçoğu franchise ya da bayilik veriyor.
Spor Merkezleri
Spor 10-15 yıl öncesine kadar sadece meraklısının ilgilendiği bir alandı. Ancak günümüzde bu durum tamamen değişti. Hareketsiz bir yaşam süren ofis çalışanlarından ev hanımlarına, gençlerden yaşlılara, toplumun çok büyük bir kesiminde spor faaliyetleri hızla yayılıyor. Özellikle şehirde yaşayan, çalışan, görünümüne özen gösteren kadınların spor aktivitelerine ilgileri çok fazla. İşte bu talebi karşılamak üzere ‘kadınlara özel spor salonları’nın sayısı sürekli artıyor. Bu merkezlerin kurulum maliyeti sanıldığı kadar yüksek değil. Hatta kendini kanıtlamış yerli ve yabancı zincirlerden franchise alındığı takdirde hem risk azalıyor hem de birçok konuda destek sağlanıyor. Kadınlara özel spor merkezlerinde uygulanan programlar birbirine benzer özelliklere sahip. Bu tarz salonlarda 30 dakikada günlük spor ihtiyacınız karşılayacak bir program sunuluyor.
Kuru Temizleme Sektörü
Hizmet kalitesini artıran, evlere servis yapabilen markalı kuru temizleme şirketlerine ilgi artıyor. Çalışan kadın sayısındaki artış, gelir seviyesinin yükselmesi ve farklı kumaş türlerinin hassas etiket talimatları müşteri potansiyelini artırdı.
 
Sadece İstanbul’da kuru temizleme hizmeti veren 3 bin civarında işletme olduğu tahmin ediliyor. Türkiye genelinde baktığımızda ise bu rakam 8 bine yaklaşıyor. Ancak, kısa sürede ürün teslimatı yapabilen, yüksek müşteri memnuniyetine sahip, modern ve çevre dostu kuru temizleme anlayışıyla hizmet veren firmaların sayısı son derece sınırlı. Kuru temizleme pazarı, eski teknoloji ve yöntemleri bir kenara bırakıp modern makine ve teknolojilerle hizmet veren birkaç markanın öncülüğünde yeniden şekilleniyor. Müşterilerinin negatif bakış açılarını değiştiren bu yeni nesil kuru temizleme şirketlerinin yüksek performansları sayesinde pazar adım adım büyüyor. Sektör temsilcilerine göre kuru temizleme pazarı yüksek bir büyüme trendi yakaladı.
Yatırım Maliyeti Düşük
İster evde olsun isterse işte en çok tüketilen içeceklerin başında çay geliyor. Buna rağmen sadece çay satan ya da çay çeşitlerini ön plana çıkaran kafeler ülkemizde bir türlü gelişmedi. Ancak şimdilerde yeni yayılan çay kafeleri bu durumu tersine çevirecek gibi. Evet, Türkiye’de ilk kez zincir çay kafelerin sayıları artıyor.
 
Demleme çay, bitki çayları ve benzeri ürünleri ön plana çıkaran bu yeni konseptler şu sıralar çok popüler.
Mobilyada Yeni Dönem
Son beş yılda büyük bir dönüşüm yaşayan mobilya pazarının öncü markaları yeni mağazalar açarak büyümeye devam ediyor. Mobilya Türkiye’nin en dinamik sektörlerinden biri. Üstelik dünya ile rekabet edebilir bir seviyeye ulaştı. Türk mobilya sektörü üretim ve satış anlamında dünyada 19’uncu sırada. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde mobilya üreten irili ufaklı üretim tesisleri var. Ancak bu sektörde markalaşmış firma sayısı oldukça sınırlı. Buna rağmen firmalar kurdukları devasa üretim tesisleriyle çok büyük satış rakamlarına ulaşmayı başardılar. Şimdi de sürekli yeni mağaza açarak rekabette bir adım öne geçmeyi hedefliyorlar. Üretici firmalar yeni mağazalarının neredeyse tamamını franchising ya da bayilik sistemleriyle açmayı tercih ediyor.
Pideciler Atakta
Girişim uzmanlarına göre, pidenin fast-food ürünü olarak birçok avantajı var.
 
Örneğin, hamur işi olduğu için maliyeti düşük, içinin malzemesi kolayca değişip sınırsız çeşit yaratılabiliyor, kişiye özel ve taze pişirilip servis edilebiliyor. Paket servise uygun ve dondurulup yeniden ısıtılabiliyor. Geleneksel yöntemlerle ürettikleri lezzetli pideleri franchise altyapısı kurarak geniş kitlelere ulaştırmak için hazırlık yapıyorlar. Cadde restoranı açan da var, fast-food sistemi kuran da.
Oyuncak Pazarı Dinamik
Sektör temsilcilerine göre, önümüzdeki dönemde oyuncak pazarında faaliyet gösteren zincir mağazaların sayısı artacak. Bunda yeni açılan alışveriş merkezlerinin etkisi çok fazla. Diğer yandan, tüketicinin bilinç düzeyine bağlı olarak markalı ürünlere ilgi her geçen gün artıyor. Sağlık, güvenlik gibi nedenlerle markalı ürünleri tercih eden tüketici sayısının artması oyuncak pazarına ivme kazandırıyor. Oyuncak pazarında dönem dönem ithalatla ilgili sorunlar yaşansa da büyüme trendi hızlanarak devam ediyor. Türkiye nüfusunun yüzde 29’unun 12 yaşın altında olması da oyuncak pazarındaki büyüme potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
Kahve Cazibesini Koruyor
Bu tür mekanlar insanlar için kahve içmenin yanı sıra sosyalleşme ortamlarına da dönüştü. Konforlu ve sıcak bir ortam sunan kafeler buluşma, sohbet etme, kitap-gazete okuma yerleri haline geldi. Bilgisayarını alıp kahve zincirlerinin kablosuz internet hizmetinden yararlananların sayısı da oldukça fazla…
 
Türk insanı klasik Türk kahvesi ve ‘neskafe’ dışındaki tatlarla 1999 yılında Türkiye’ye giren Gloria Jean’s Coffees sayesinde tanıştı. Ardından Kuveytli Shaya Grubu bünyesindeki Starbucks ve Finlandiyalı Robert's Coffee pazara girdi. Sonra da diğer yabancı markalar sökün etti. Bunlara zamanla yerli girişimciler de katıldı. Örneğin Kahve Dünyası gibi ciddi rakipler çıktı. Son dönemde bazı yabancı markalar Türkiye pazarından çekilirken, bazılarının ise ortaklık yoluyla finansal yapılarını güçlendirdiği gözleniyor.