Uzmanlarımız sorularınızı yanıtlıyor.
Bu bölümde Bankamız ürün ve hizmetleri konusunda öğrenmek istediğiniz konular uzmanlarımız tarafından cevaplandırılmaktadır.Soru sormak istediğiniz katagoriyi aşağıdaki listeden seçebilirsiniz.

TCMB’nin yarınki toplantıda açıklayacağı kararla ilgili öngörünüz var mı?

25 Nisan TCMB kararı hem mart ayından bu yana gelen kur atakları hem de erken seçim sürecine girilmesiyle oldukça kritik bir hâl almış durumda. Piyasa fiyatlamalarına baktığımızda 50 baz puanlık geç likidite fonlama artışı beklenti dahilinde ve fiyatlamaya hazır durumda. TCMB Başkanı’nın sunumlarında da bu faiz hareketine olumlu baktığı anlaşılıyor; zira ithal girdi maliyetleri ve enerji enflasyonu tehlikeli boyutta, çıktı açığı ise pozitif görünüyor. 2017 senesinin trend üstü büyümesi ise faiz beklenti artışını makro anlamda destekler durumda. Ancak 2018 senesinin ilk aylarındaki sanayi üretim yavaşlaması ve önümüzdeki 60 günlük seçim sürecinin belirsiz riskleri göz önüne alındığında TCMB kararını tam olarak kestirmek zor diyebiliriz. 24 Haziran seçimlerine kadar TL’nin bant aralığı oldukça geniş durumda ve sürekli sert yukarı-aşağı hareketlere maruz kalabilecek şekilde görünüyor. TCMB’nin seçim öncesi 7 Haziran’da da bir toplantısı daha olduğunu unutmayalım bu arada. Teknik açıdan kura baktığımızda ise TCMB’nin 4,00 altına çekmesi gereken bir kur var, üst taraf riski ise olumsuz bir sürprize/gelişmeye karşı 4,20-4,24 bölgesinde.
 
 
Dr. K. Dağhan Gökçe

Kurumlar vergisinde ilişkili kişi kavramı ne anlama gelmektedir?

Kurumlar vergisinde ilişkili kişi kavramı, kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır.

Kurumlar vergisi uygulamasında, kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulu’nca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.
 

Tamer AKSOY

Kurumlar vergisi mükelleflerinin yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları hangi koşullar altında kurumlar vergisinden istisnadır?

Kurumların yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde belirtilen koşullar altında kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

İstisnadan yararlanabilmek için;

• İştirak edilen kurumun anonim veya limited şirket niteliğinde bir kurum olması,
• İştirak edilen kurumun kanuni ve iş merkezinin Türkiye’de bulunmaması,
• İştirak payını elinde tutan kurumun, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %10’una sahip olması,
• İştirak kazancının elde edildiği tarih itibarıyla, iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süre ile elde tutulması,
• İştirak kazancının (kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler de  dahil olmak üzere) iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 oranında; iştirak edilen yabancı kurumun esas faaliyet konusunun finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında, gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,
• İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi
gerekmektedir.

Yurt dışı iştirak kazançları istisnasından yararlanılabilmesi için yukarıda yer alan şartların topluca yerine getirilmesi şarttır. İştirak oranı %10’dan fazla olsa dahi süre şartının gerçekleşmemesi hâlinde veya bütün şartlar gerçekleşmekle birlikte vergi yükü şartının gerçekleşmediği durumlarda istisnadan yararlanılabilmesi mümkün değildir.
 

Tamer AKSOY

 

İnternetin yaygınlaştığı bir ekonomik dünyada güçlü bir şirket politikası oluşturabilmek için temel yöntemler neler olmalıdır?

İnternetin yoğun olarak ticaret ve sanayi alanında kullanılmaya başlanmasıyla birlikte nesnelerin internetinden daha da öteye, her şeyin internetine doğru bir geçiş süreci ile karşı karşıyayız. Hayatımız her geçen gün daha çok dijitalleşiyor ve akıllanıyor. Yaşamımızdaki tüm nesneler internete bağımlı oluyor. Birbiriyle iletişim hâlinde olan sistemlerle hata ve risk payı azalırken, benzer teknolojileri kullanmayanların maliyetleri yüksek olacağından ayakta kalmaları zorlaşacak. Bu kapsamda şirketlerin göz önünde tutması gereken temel hususlar; kodlanmış değil örtük bilgilere odaklanılması, dijitalleşmenin ruhsuz dünyasını kıracak ve insani yönlerine hitap edecek yöntemler, konular üzerinde durulmalı, farklılığınızı seçici hâle getirecek yollar keşfedilmeli ve sürdürülebilir kriz çözme yöntemleri üzerinde çalışılmalıdır.
 

Dr. Selim SÜLEYMAN

Dijitalleşme ve internetin yaygınlaşmasıyla nasıl bir piyasa oluştu?

• Şeffaflık arttı.
• İnsanlar üzerinde değişimin hızlı ve sürekli olduğu beklentisi arttı.
• Ürünlerin yaşam ömründe azalmalar oldu.
• Ticari bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı.
• Ürün sadakati düşmeye başladı.
• Kârlar azalmaya başladı.
• Sektörlerin rekabet düzeyi arttı.
• Niceliksel işsizlikten ziyade niteliksel işsizlik artış gösterdi.
 

Dr. Selim SÜLEYMAN

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesindeki sürenin bitiminden önce işveren tarafından haksız olarak sona erdirilmesi durumunda, işçinin kalan süre içinde başka bir işte çalışması hâlinde buradan elde ettiği gelir talep edebileceği bakiye süre ücretinden düşülebilir mi?

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan bir işçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra işçi başka bir işten gelir elde etmiş ise elde ettiği bu gelir veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir veya bu dönemde yararlanmışsa işsizlik maaşı, işçinin bakiye süre ücretinden düşülmelidir. Bu husus 6098 sayılı Kanun’un 438. maddesinde açıkça belirtilmiştir: “…Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir. Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak ayrıca miktarını serbestçe belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir; ancak belirlenecek tazminat miktarı, işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.”
 

Av. Özlem KAYHAN

Bakiye süre ücreti ne anlama gelir?

Bakiye süre ücreti, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesinin sürenin bitiminden önce işveren tarafından haksız olarak sona erdirilmesi hâlinde, sözleşmedeki süreye uyulmuş olsaydı işçinin kalan sürede kazanabileceği ücreti tutarında isteyebileceği bir tazminattır. Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için iş sözleşmesi, işverence feshedilmelidir ve de iş sözleşmesinin feshinin haklı bir nedene dayanmaması gerekmektedir. Yargıtay, işverenin iş görme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellediği veya edimi kabulde temerrüde düştüğü takdirde işçinin bakiye süre ücret alacağına hak kazanacağına karar vermektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 438. madde ile işveren tarafından belirli süreli iş sözleşmesini haklı sebebe dayanmadan feshetmesi hâlinde işçiye tazminat ödenebileceğini hükme bağlamıştır. Bu husus 6098 sayılı Kanun’un 438. maddesinde açıkça belirtilmiştir; “İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı tazminat olarak isteyebilir…”
 

Av. Özlem KAYHAN

Yeni iş kuracağım. Kalkınma ajanslarından mali destek alabilir miyim?

Kalkınma ajanslarının işleyişini belirleyen mevzuat, yeni işletme kurulmasına mali destek vermemektedir. Bu tüm bölgesel ajanslar için geçerlidir. Doğru adres, kalkınma ajansları yerine KOSGEB olabilir.
 

Fatih ÖNCÜ

İstanbul’da faaliyet gösteren 80 yataklı bir hastanemiz var. Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da dijital dönüşüme ihtiyacımız var. Bu konuda çalışmalar yapmak istiyoruz. Yapılacak çalışmalar için Avrupa Birliği’nden fon alabilir miyiz?

Üye ve aday ülkeler arasında sağlık politikalarının iyileştirilmesine yönelik iş birliğini teşvik edecek projeler Avrupa Komisyonu fon programları tarafından her zaman destekleniyor. Sağlık projeleri için en iyi adreslerden biri “Sağlık (Health) Programı.” AR-GE, inovasyon ve sağlık içerikli projelerin desteklendiği programa hastaneler, araştırma merkezleri ve üniversiteler proje sunabilir.
Sağlık programının mali destek verdiği konular özetle şunlar: 

• Enfeksiyon  ve anti-mikrobiyal hastalıklarla mücadele edilmesine yönelik yeni yaklaşım projeleri,
• Dezavantajlı grupların ihtiyaçlarına yönelik yapılacak sağlık projeleri,
• Kronik hastalıklarla mücadele,
• İklim değişikliği ve hava kalitesi dahil olmak üzere çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki etkilerini iyileştirecek çalışmalar,
• “Avrupa sağlık araştırması ve inovasyon bulutu”nun inşası dahil olmak üzere, sağlık inovasyonu ve sağlık bakımı için dijital potansiyeli araştırmaya, geliştirmeye ve uygulamaya koymaya yönelik projeler;
• İleri teknolojilerin uygulanmasını araştırarak, iş sağlığını iyileştirerek ve bilimi teşvik ederek Avrupa sağlık hizmetleri alanında yenilikleri teşvik eden projeler.

2018 yılı için ayrılan fon bütçesi 96 milyon Euro. Proje başına verilen destek üst limiti yok. Program konu ve çağrılarını aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz. 

Detay: bit.ly/2CMDUbB
 

Faturalarda ayrıca gösterilen vade farkları matraha dahil edilir mi?

Teslim ve hizmet işlemlerine ait faturalarda ayrıca gösterilen vade farkları matraha dahil edilir ve işlemin tabi olduğu KDV oranı üzerinden vergilendirilir. Vadeli işlemlerde bedelin zamanında ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkan yeni vade farkları da vadeli satışa konu teslim ve hizmete ilişkin matrahın bir unsuru olup bu vade farklarına ait KDV, vadeli satışa konu teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemlerin tabi olduğu oran üzerinden hesaplanır.
 

Tamer AKSOY