Uzmanlarımız sorularınızı yanıtlıyor.
Bu bölümde Bankamız ürün ve hizmetleri konusunda öğrenmek istediğiniz konular uzmanlarımız tarafından cevaplandırılmaktadır.Soru sormak istediğiniz katagoriyi aşağıdaki listeden seçebilirsiniz.

Türkiye mayıs ayı sanayi üretimi hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı mayıs ayı sanayi üretim verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi geçen yılın mayıs ayına göre %6.4 artış kaydetti, nisan 2018’e göre ise %1.6 azaldı. Yıllık bazdaki artış oranı olan %6.4, piyasa beklentisi olan %5.9’un üzerinde gerçekleşti ve 2. çeyrek büyümesine dair pozitif sinyal verdi diyebiliriz. Nisan 2018’e dair gerçekleşen veri ise aylık ve yıllık bazda %0.1 yukarı yönlü revize edildi. Alt sektörlere bakıldığında ise madencilik ve taş ocağı sektöründeki %12 artış, imalat sanayii sektöründeki %6.5 ve elektrik üretimindeki %1.9’luk artışlar, 2018 2. çeyrek büyümesinin %5.5-%6 aralığında oluşacağına dair kuvvetli göstergeler. Aylık bazdaki alt sektör değişimlerine bakıldığında ise dayanıklı tüketim malı sektöründeki artış oranı %1.8’lerde. Alt sektörlerde kritik olan dayanıklı tüketim, imalat ve elektrik üretimi gibi sektörlerin gecikmeli etkileri dikkate alındığında, 2018 3. çeyreğe dair de yavaşlamanın teyit edilmeye başlandığı görülmekte. Gerçekleşen verilere baktığımızda olası 2. çeyrek %6 büyüme oranı sonrası 3. çeyrek büyüme dinamikleri %4’ün altına gerileyebilecek durumda görünüyor.
 

Dr. K. Dağhan Gökçe

FED Başkanı Powell’ın Senato Komitesi konuşmasının etkileri ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?

FED Başkanı Jerome Powell’ın Senato Komitesi önünde ekonomi gündemine dair yapacağı konuşma temmuz sonu FED toplantısı öncesi piyasalara genel görünümle ilgili bilgi verecek durumda. Özellikle ticaret dengesi üzerinden Çin üstünde kurulan baskı ve ABD hazine verim eğrisinin geldiği son durum FED başkanına sorulacak en önemli gündem maddelerinden. Yanı sıra FED fonlama oranının nötr oran olarak görülen %2’ye gelmesi sonucunda FED’in faiz artışlarına devam edip etmeyeceği ve bilanço küçültme hususunda belirlediği takvimi ne şekilde takip edeceği de küresel piyasalar açısından kritik önemde diyebiliriz. ABD dış politikası üzerinden şekillenen ABD hazine operasyonlarına ve ABD faiz politikasına Başkan Powell’ın getireceği yorumlar ve bakış açısı, gelişmekte olan ülkelerdeki risk fiyatlamasını da yakından ilgilendiriyor. İran merkezli Suriye ve İsrail yaklaşımı ile petrol fiyatlarının seyri özellikle Çin, Hindistan, Kore, Türkiye gibi G-20 ülkelerinin kur-faiz-enflasyon dinamiklerini yakından etkiliyor. Dolayısıyla ABD dış politikasının netleşen patikasında FED’in faiz yönlü alacağı tavır yine oldukça kritik önemde.
 

Dr. K. Dağhan Gökçe

Sadece bilgisayar bakım ve tamirciliği faaliyetinde bulunanların basit usulde vergilendirilmesi mümkün müdür?

Sadece bilgisayar bakım ve tamirciliği faaliyetinde bulunanların,
  • Gelir Vergisi Kanunu’nun 47 ve 48. maddelerinde yazılı genel ve özel şartları topluca taşıması,
  • Aynı kanunun 51. maddesinde yazılı faaliyetlerde bulunmaması,
  • Emtia alım-satımı yapmaması,
  • Yazılım yapmaması ve mevcut yazılımları bilgisayarlara yüklememesi,
  • Sarf malzemelerinin (yedek parça ve sair malzemenin) müşterilerce temin edilmesi,
kaydıyla basit usulde vergilendirmeden yararlanması mümkündür.
 

Tamer AKSOY

İşletmelerde deneyim ile değişimin mücadelesi nasıl yönetilmelidir?

Deneyimli yöneticiler ile genç yöneticiler arasında yaşanan yönetim mücadelesi şirketlerin geleceğini belirleyici bir nitelik taşıyor. Şirkete yıllarını vermiş, tüm süreçlere ve çalışanlarının bilgilerine sahip deneyim ile değişimi öngörebilen, ekonominin ihtiyaçlarını anında kavrayan, hızla akan verileri ticari fırsata dönüştürme kapasitesinde olan genç beyinler arasındaki çatışma işletmelerin yapısını zorluyor. İşletmelerde umut ettikleri kariyer planını yapamayan, durağan yapılar içerisinde köreleceğini düşünen gençlerin iş değiştirme hızı artış gösteriyor. Diğer yandan şirketler gençleri yetiştirme ve istedikleri kariyer fırsatını verme konusuna yeterince önem vermiyorlar. Bu durum geçmişin ve geleceğin harmanlandığı bir zemin içerisinde geliştirilecek fırsatları oluşturmanın önünde ciddi bir engel teşkil ediyor.

Yeni dünyada gelişmeleri anlayabilmek ve takip edebilmek için farklı bir bakış ve algı gerekiyor. Bu nedenle değişen dünyayı anlayan gençlerin şirketlerin geleceği açısından yönetim kademelerinde değerlendirilmesi önem arz ediyor. Deneyim ile değişimin mücadelesinin daha hafifletilerek tarafların birbirlerini anlayabileceği ortamlar hazırlanmalı ve ikisi bir arada olacak şekilde işletmelerin daha sağlıklı, sürdürülebilir yapılara dönüştürülmesi gerekiyor.
 

Dr. Selim SÜLEYMAN

Ücreti ikame eden başka bir şey var mıdır?

Anayasa m.55/1’e göre “Ücret, emeğin karşılığıdır.” 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesine göre genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.
 
İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerin tam olarak ödenmesi zorunludur. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
 
İş Kanunu’nun 32. maddesine göre; emre muharrer senetle (bono), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Başka bir ifadeyle işçinin ücreti senet, bono, çek ve benzeri herhangi bir yolla ödenemez, işçinin ücretinin sadece para ile ödenmesi mümkündür.
 

Av. Özlem KAYHAN

Yabancı para ile belirlenen kira sözleşmelerinde artış ne şekilde yapılabilir?

Yabancı para ile belirlenen kira sözleşmelerinde 5 yıl içinde artış yapılamaz. Yabancı para kurunun aşırı yükselmesi hâlinde, kiracının aşırı ifa güçlüğü nedeni ile kira bedelinin uyarlanması davası açma hakkı vardır. 5 yıldan sonra yabancı para ile belirlenmiş kira bedelinin tespiti mahkemeden talep edilebilecektir. Bu madde uygulaması konut kiraları için 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlükte iken iş yerleri için 01.07.2020 tarihine ertelenmiştir.

Av. Özlem KAYHAN

İthal girdi kullanarak üretim yapan bir şirketiz. Yurt dışından hammaddeyi peşin getiriyoruz, sattığımız malın parasını vadeli tahsil edebiliyoruz. Döviz kurlarındaki artış nakit akışımızı olumsuz etkiledi, nakde ihtiyacımız doğdu, kredi kullanmak da istemiyoruz. Öz malımız var ama elden çıkarmak istemiyoruz. Bize önerebileceğiniz bir finansman yöntemi var mı?

 

Kredi kullanmaya sıcak bakmadığınıza göre eldeki öz malı değerlendirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Bu konuda size en uygun geleceğini değerlendirdiğim finansman yöntemi, İngilizce olarak “Sale and Leaseback” adı verilen Türkçe adıyla “Sat Geri Kirala” yöntemi. Bu yöntemde elinizdeki öz malı yetkili bir leasing şirketine sözleşme kapsamında satıyorsunuz, devamında aynı malı söz konusu leasing şirketinden geri kiralıyorsunuz, dolayısıyla fiilen kullanmaya devam ediyorsunuz. Sözleşme ile belirlenen sürenin sonunda da daha önce satmış bulunduğunuz malı cüzi bir miktar üzerinden satın alıyorsunuz. Böylece malınız fiilen elinizden çıkmadan kendinize finansman yaratmış oluyorsunuz. Bu uygulamanın finansman kolaylığı yanında birçok avantajı da var.

Öncelikle, bilindiği üzere varlıklar bilançoya edinim değeri üzerinden kaydedilirler ve bu nedenle şirketin aktifinde defter değeri üzerinden kayıtlı kalırlar. Bu yöntemle şirketin aktifinde defter değeri üzerinden kayıtlı olan gayrimenkulün rayiç değeri ile yeniden değerleme yapılarak şirket aktifini büyütme imkânı ortaya çıkmaktadır. Bu da ileriki dönemlerde şirketin kredibilitesi açısından kazanım sağlamaktadır.

Bu yöntemin gereği, gayrimenkulün (defter değerine göre oldukça yüksek olması muhtemel bir bedel ile) leasing şirketine satışı ve dönem sonunda geri alınması işlemleri alım-satım demek olduğundan, gerek Kurumlar Vergisi gerekse KDV ortaya çıkması ayrıca tapu masrafının bulunması akla gelebilecek haklı sorular. Bu konuda şirketlere yönelik devlet desteği bulunmakta. Öncelikle, taşınır ve taşınmaz malların kiracı tarafından finansal kiralama şirketlerine satışı ve bu malların kiralayan tarafından kira süresi sonunda kiracıya devri (geri satışı) Kurumlar Vergisi matrahından %100 oranında istisnadır, yani bu işlemler için Kurumlar Vergisi ödenmemektedir. Diğer taraftan kiralamaya konu taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralanmaya konu taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere geri kiralanması ve devri de, Katma Değer Vergisi’nden istisnadır. Dolayısıyla aylık kira ödemeleri dahil olmak üzere bu işlemler için Katma Değer Vergisi de ödenmemektedir. Son olarak, Sat Geri Kirala kapsamı sözleşmeler damga vergisinden, tapu işlemleri de alım-satım harcından müstesna bulunmaktadır.

Görüleceği üzere Sat Geri Kirala yöntemi, belli bir birikimi olup özellikle kısa vadeli finansman ihtiyacı olan şirketler için değerlendirilmesi gereken bir uygulamadır. Devlet de şirketlerin bu yöntemi kullanmaları için çeşitli teşvikler uygulamaktadır.
 

Levent Özkardeş

İthal ettiğimiz granitten mutfak tezgâhı, yer taşı gibi ürünler üretiyoruz. Yunanistan’dan A.TR belgesi ile getirdiğimiz granit için ithalatta eşya Çin menşeli olduğundan damping vergisi alıyorlar. A.TR Belgesi ile eşya getirdiğimizde gümrük vergisi ödemiyoruz. Bu vergiyi de bizden almamaları gerekmez mi?

A.TR Dolaşım Belgesi, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliği kapsamında sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünleri ticaretinde kullanılan, eşyanın Türkiye ve AB’de serbest dolaşımda olduğunu gösteren ve eşyanın tercihli rejimden faydalanmasını sağlayan belgedir. Serbest dolaşımın ne olduğuna gelecek olursak; tamamen Türkiye’de veya AB’de elde edilmiş eşya ile Türkiye veya AB’de ithalat işlemleri tamamlanmış, gerekli gümrük vergisi veya eş etkili vergi veya resimleri tahsil edilmiş ve bu vergi veya resimleri tam veya kısmi bir iadeden yararlanmamış olan üçüncü ülkeler çıkışlı mallar, Türkiye'de veya AB’de serbest dolaşım durumunda sayılır. Bu durumu da A.TR Belgesi ispatlar. Örnekleyecek olursak; Çin’den Almanya’nın Hamburg Limanı’na gelerek burada ithalat işlemleri tamamlanan eşya Gümrük Birliği sınırları içerisinde A.TR Belgesi ile serbest dolaşımda bulunmakta, üye ülkelere tekrar gümrük vergisi ödenmeksizin ithal edilebilmektedir.

Anti-damping vergisi (dampinge karşı vergi) ise tarife dışı engel olarak da adlandırılan uygulamalar kapsamında alınan bir vergidir. Amaçlanan; benzer veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticilerin ithalattan zarar görmesinin önüne geçmek, yani yerli rakip üreticileri korumaktır. Bu verginin tahsilinde esas olan eşyanın “menşei”dir. A.TR Belgesi ise bir menşe ispat belgesi değildir. Dolayısıyla A.TR Belgesi’nin bulunması eşyanın menşeini değiştirmemektedir. Bu nedenle eşya üzerinde menşe esaslı olarak uygulanan işlemlerden bir muafiyet sağlamamakta; daha önce Gümrük Birliği’ne üye ülkelerde gümrük vergilerinin ödenmiş olması da dampinge karşı verginin alınmasını etkilememektedir.
 

Levent Özkardeş

Projenin içindeki faaliyetlerin tarihlerinde değişme olabilir mi?

Proje faaliyet takviminde belirtilen faaliyetler belirtilen zaman çizelgesine göre yerine getirilmeye çalışılmalı. Ancak gerekli durumlarda faaliyetlerin tarihlerinde değişiklik yapılabilir. Değişiklikler proje toplam süresini uzatmayacak şekilde yapılmalıdır.
 

Fatih ÖNCÜ

Proje bütçeleri hazırlanırken KDV dahil edilmeli mi?

İşletmeler için KDV uygun maliyet olarak sayılmamaktadır. Dolayısıyla, dernek ve vakıflar proje bütçelerini KDV dahil olarak, işletmeler ise proje bütçelerini KDV hariç olarak hazırlayıp sunmalıdır. Bu durum işletmelerin proje uygulama sürecinde KDV ödeme konusundaki yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.
 

Fatih ÖNCÜ